çoklu zeka kuramı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çoklu zeka kuramı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Eylül 2009 Cumartesi

çoklu zeka kuramı nedir?

çoklu zeka kuramı nedir ve ilkeleri

Geçmişten günümüze zekanın doğası (yapısı, tabiatı) üzerine yapılan araştırmalar ve varılan sonuçlar, iki ana başlık altında toplanabilir Bunlardan ilki, zekanın “g” faktörü denilen tek bir faktörle açıklanabileceğini ve IQ testleri ile ölçülebildiğini savunan düşüncedir. Diğeri ise zekanın tek bir faktörle açıklanamayacak kadar çok formu olduğunu savunan düşüncedir. Öyle ki, bu düşünceyi savunanlar, zekanın formları hakkında ve kaç tip zeka olduğu konusunda ortak bir fikre sahip değildirler (Paik, 1998). Guilford 120 bağımsız faktörden bahsederken Thurstone zihinsel yetenek olarak 13 farklı faktörün varlığından bahsetmektedir (Gardner, 1983;Paik,1998; Selçuk, Kayılı, Okut, 2004). Bu düşüncenin diğer bir savunucusu olan Sternberg “Triarşik” kuramı ile analitik, yaratıcı ve pratik olmak ,üzere zekanın üç boyutu olduğunu belirtmektedir (Paik, 1998; Sternberg, 1996). Goleman ise duygusal zekanın (EQ) varlığından söz etmektedir (Goleman, 1995) . Howard Gardner’ın ilk olarak 1983 yılında “Frames of Mind” (Zihnin Çerçeveleri) adlı kitabında açıklamış olduğu “Çoklu Zeka Kuramı” (Multiple Intelligences Theory) da zekanın tek bir faktörle açıklanamayacağını savunan düşünce içinde değerlendirilebilir. Gardner bu kitabını yazarken, zekayı her insanın az ya da çok sahip olduğu genel bir kapasite ya da potansiyel olarak gören yaygın düşünceyi derinlemesine araştırdığını ve aynı zamanda zekanın standart testlerle ölçülebilir varsayımını sorguladığını ifade etmiştir (Gardner, 1983, 1993).
Zekaya ilişkin bu iki anlayış tablo 1’de olduğu gibi özetlenebilir;


TEK TİP ZEKA VARDIR
ZEKANIN FORMLARI VARDIR
Zeka doğuştan kazanılır, sabittir bu nedenle asla değiştirilemez.
Zeka sayısal olarak (IQ testleri ile) ölçülür.
Zeka tekildir.
Zeka, öğrencileri belli seviyelere göre sınıflandırmak ve onların gelecekteki başarılarını tahmin etmek için kullanılır.
‘IQ tarzı düşünme’ sonucu, insanlar genel olarak iki kategoriye ayrılırlar
Zeki olanlar
Zeki olmayanlar
‘Zekilik’ sadece sözel ve sayısal becerilerle sınıflandırılmış ve özdeşleştirilmiştir.
Bireyin genetiksel olarak kalıtımla birlikte getirdiği zeka kapasitesi iyileştirilebilir, geliştirilebilir ve değiştirilebilir.
Zeka sayısal olarak hesaplanamaz.
Zeka çoğuldur, çeşitli yollarla sergilenebilir.
Zeka, öğrencilerin sahip oldukları gizil güçleri ve doğal potansiyelleri anlamak ve onların başarmak için uygulayabilecekleri farklı yolları keşfetmek için kullanılır.

Tablo 1. Zekaya İlişkin Anlayışlar

Gardner “Çoklu Zeka Kuramını” tanıtırken, her bireyin göreceli bağımsız 7 yeteneğe sahip olduğunu ifade etmiştir; ancak bu sayının insan yeteneklerinin çokluğunu ifade etmekte asla yeterli olmadığını her zaman daha fazla zeka alanlarının olabileceğini de belirtmiştir ve 1997’ de sekizinci zeka olan doğacı zekasını eklemiştir (Garner, 1983 ;Saban, 2002).
Bir yeteneğin zeka olarak değerlendirilmesinde Gardner, evrimsel biyoloji, antropoloji, gelişimsel ve bilişsel psikoloji, nöropsikoloji, psikometri alanlarından edinilen bulgular doğrultusunda, farklı kriterler kullanmaktadır (Gray and Viens, 1994; Sternberg,2003).
Yetenekleri değerlendirmede kullandığı kriterler arasında olan merkez işlem Gardner’ ın tanımına göre; bilgi süreci mekanizmasıdır yani belirli bir çeşit bilginin/girdinin beyin tarafından alınması ve işlenmesidir. Sekiz zeka ve merkez işlemleri aşağıdaki tablo 2 deki gibidir;
ZEKA
MERKEZ İŞLEMLER
Sözel Dilsel
Sözdizimi, anlambilim, sesbilim,
Müziksel Ritmik
Ritim, tını
Matematiksel Mantıksal
Sayı, kategorize etme, ilişkiler
Görsel
İmajların zihinsel dönüşümü, doğru zihinsel görselleştirme
Bedensel Kinestetik
Bireyin bedenini kontrol etmesi
Kişilerarası
Başkalarının duygularının, hislerinin, amaçlarının farkında olma
İçsel
Kendi duygularının, hislerinin, amaçlarının farkında olma
Doğacı
Çevredeki varlıkların sınıflandırılmasının farkında olma

Tablo 2: Sekiz Zeka ve Merkez İşlemleri
Gardner’ın Çoklu Zeka Kuramı ile ileri sürdüğü zekalar (Brualdi, 1998; Gardner, 1993; Nolen, 2003; Selçuk, Kayılı, Okut, 2004; Sternberg, 2003);
Sözel-Dilsel Zeka
Matematiksel-Mantıksal Zeka
Görsel-Uzamsal Zeka
Müziksel-Ritmik Zeka
Bedensel-Kinestetik Zeka
Kişilerarası Zeka
İçsel Zeka
Doğacı Zeka
Zekalar aşağıdaki gibi tanımlanabilir (Brualdi, 1998; Gardner, 1993; Nolen, 2003; Selçuk, Kayılı, Okut, 2004; Sternberg, 2003);
Sözel-Dilsel Zeka: Bireyin dile ait kavramları sözlü ya da yazılı olarak etkili bir biçimde kullanabilme yeteneğidir.
Sözel-Dilsel zekası baskın olan bireyler;
Yazılı ve sözlü iletişimde başarılıdırlar.
Kelimeleri doğru bir şekilde telaffuz ederler.
Yabancı dillere meraklıdırlar, bu dilleri kullanmada başarılıdırlar.
Anlatmayı, dinlemeyi, okumayı ve tartışmayı severler.
Kelime oyunlarından hoşlanırlar.

Matematiksel-Mantıksal Zeka: Sayıları etkili bir şekilde kullanabilme, neden-sonuç ilişkisinden varsayımlar oluşturma, sorgulama ve soyut işlemler yapabilme yeteneğidir.
Matematiksel-Mantıksal zekası baskın olan bireyler;
Sayılarla çalışmayı severler.
Matematik ve Fen Bilgisi derslerine karşı çok ilgilidirler.
Bilgisayar oyunları, mantık bulmacalarından, satranç, dama gibi stratejik oyunlardan hoşlanırlar.
Olayları neden-sonuç ilişkisi içinde düşünmeyi severler.
Nesneleri gruplama, sentez ve analiz etmede başarılıdırlar.

Görsel-Uzamsal Zeka: Görsel araştırma, fark etme, zihinsel benzeştirme, uzamsal akıl yürütme, hayalleri gerçekleştirme, içsel ve dışsal benzetmeleri birleştirme yetenekleridir.
Görsel-Uzamsal zekası baskın olan bireyler;
Sanat etkinliklerini severler ve katılmaya heveslidirler.
Hayal kurmayı severler.
Okurken kelimelerden çok resimler dikkatlerini çeker.
Varlıkların görsel imgelerini çok iyi ve net hatırlarlar.
Görsel sunuları izlemeyi severler.

Müziksel-Ritmik Zeka: Müzik formlarını algılama, ayırt etme ve müzikle ifade etme yetenekleridir.
Şarkıların melodilerini çok iyi hatırlarlar.
Bir müzik aletini çok iyi çalarlar ya da çalmak isterler. Müzik dersini çok severler.
Çevresindeki seslere karşı duyarlıdır ve hassastırlar.
Bir şarkı duyduğunda farkında olmadan ona eşlik ederler.
Çalışırken müzik dinlemekten hoşlanırlar.

Bedensel-Kinestetik Zeka: Bireyin düşünce ve duygularını anlatmak için vücudunu kullanması, ellerini kullanarak yeni şeyler üretmesi yeteneğidir. Bir problemi çözmek, bir model inşa etmek veya bir ürün meydana getirmek için vücudunun belli organlarını kullanabilme yeteneğidir.
Bedensel- Kinestetik zeka alanı baskın bireyler;
Spor faaliyetlerine katılmaktan hoşlanırlar.
Bir yerde uzun süre hareket etmeden kaldıklarında bu durumdan hoşlanmazlar kımıldamaya başlarlar.
Jest, mimik, el ve kol hareketlerini konuşurken çok kullanılırlar.
Birşeyi parçalarına ayırmayı ve onları tekrar birleştirmeyi severler.
Çamurla oynamayı, yontmayı veya diğer devinimsel nitelikteki etkinliklere katılmaktan hoşlanırlar.

Kişilerarası Zeka: Çevresindeki insanların duygularını, isteklerini ve ihtiyaçlarını anlama, ayırt etme, onlarla etkili iletişim kurabilme yeteneğidir.
Kişilerarası zekası baskın olan bireyler;
En az iki veya üç yakın arkadaşı vardır.
Empati yetenekleri çok gelişmiştir.
Arkadaşlarıyla ya da akranlarıyla sosyalleşmeyi çok severler.
Başkaları daima onlarla birlikte olmayı isterler.
Başkalarına selam verirler, onların hatırlarını sorarlar ve onları önemserler.

İçsel Zeka: Kendini tanıma ve kendisi hakkında sahip olduğu bu bilgi ve anlayış ile uyumlu davranışlar sergileme yeteneğidir.
İçsel zekası baskın olan bireyler;
Bağımsız olma eğilimindedirler.
Duygularını, hislerini ve düşüncelerini açık ve net bir şekilde dile getirirler.
Kendilerine güvenleri yüksektir.
Kendilerinin zayıf ve güçlü yanları hakkında gerçekçi bir görüşe sahiptirler.
Başkalarına pek fazla akıl danışmazlar.

Doğacı Zeka: Yaşayan canlıları tanıma, onları belli karakteristik özelliklerine bağlı olarak sınıflandırma ve diğerlerinden ayırt etme yeteneğidir.
Doğa zekası baskın olan bireyler;
Doğa, hayvanat bahçesi gezilerini severler.
Hayvan hakları ve çevre koruma ile ilgili konuşmayı sever.
Toprakla oynamayı, bitki yetiştirmeyi sever.
Mevsimlere, iklim olaylarına, yeryüzü şekillerine, gökyüzüne karşı meraklı ve ilgilidirler.
Çevre bilinçleri iyi gelişmiştir.
Çoklu Zeka Kuramına gelen en büyük eleştiri çalışmanın kullanışlı bir insan yetenekleri çalışması olarak görülmesi ve geçerli bir zeka incelemesi olmadığı düşüncesidir. Gardner bu eleştiriye karşılık olarak; zeka kelimesi üzerine özel bir prim koymadığını ama çeşitli insan yeteneklerinin eşitliği üzerine büyük bir önem verdiğini ifade etmiştir. Eğer eleştiriler, sözel-dilsel ve matematiksel-mantıksal düşünmeyi yetenek olarak etiketlemeye gönüllü olursa ve bu yetenekleri temel olarak yerleştirmekten uzaklaşırsa kendisinin de “çoklu yetenekler” üzerine konuşmaktan mutlu olacağını ifade etmiştir. Gardner, zeka ve yetenek arasında herhangi bir zıtlık kullanma girişimini reddederek bu eleştirilerin kritik insan faaliyetlerinin boyutunu hiçe sayma ya da asgariye indirme yönünde gizli bir girişim olduğunu ifade etmiştir (Gardner, 1983).
Gardner’ a göre (Gardner, 1983-1993);
Zeka, bir veya birden fazla kültürde değer bulan bir ürün ortaya koyabilme kapasitesidir.
Zeka, gerçek hayatta karşılaştığı problemlere etkili ve verimli çözümler üretebilme becerisidir.
Zeka, çözüme kavuşturulması gereken yeni veya karmaşık yapılı problemleri keşfetme yeteneğidir.

Çoklu Zeka Kuramı İlkeleri
Zeka tek bir faktörle açıklanamayacak kadar çok yeteneği kapsar.
Her birey çoklu zekalara sahiptir.
Her insanda söz konusu olan bu zekalar değişik düzeylerde bulunabilmektedir, yani bireyde bazı zekalar baskın, bazıları çekiniktir.
Tüm zekalar tanımlanabilir, beslenerek geliştirilebilir ve güçlendirilebilir ya da görmezden gelinerek zayıflatılabilir.
Kişisel geçmiş, içinde yaşanılan kültür ve genetik faktörler zekaların gelişimini etkilemektedir.
Her birey farklı zihinsel bileşime (komposizyona) ve farklı zeka profiline sahiptir.
Zekalar bireyden bireye değişen farklı gelişim sürecine sahiptir.
Çoklu zekalar beyinde farklı alanlara yerleşmiştir, hem birbirinden bağımsız olarak hem de birlikte belli bir uyum içinde çalışabilirler.
Keşfedilmeyi bekleyen zekalar olabilir.

Çoklu Zeka Kuramının Eğitim ve Öğretime Yansıması
Çağımızın bilim ve teknoloji yenilikleri, öğrenmeyi öğrenme, hayat boyu öğrenme gibi global çağdaş eğitim yaklaşımlarının kabulü, müfredat ve müfredat politikalarını etkilemiştir. Bu etki ile eğitim ve öğretim sürecinde, önem ve vurgu “öğretme” sözcüğünden “öğrenme” sözcüğüne, “öğretmen merkezli öğretmeden” “öğrenci merkezli öğrenmeye” çekilmiştir.
Bu değişim, öğretmenin rolünü eğitim öğretim sürecini kolaylaştırıcı bir rehber, öğrencinin rolünü ise süreçteki aktif katılımcı olarak belirleyerek, bağımsız öğrenme, hayat becerileri kazanımı, program süreci, vizyon ve misyon kavramlarının değer kazanmasını sağlamıştır. Tüm bu değişimler, eğitim-öğretim alanının en küçük birimine kadar her aşamada etkisini göstermektedir. Bu bağlamda, eğitim öğretim teknoloji ve materyallerinden birisi ve en etkilisi olarak değerlendirilebilecek, kitaplarımızda da değişim yapılmaktadır.
SEVGİLİ ÖĞRETMENİM;
Çoklu Zeka Kuramı ilkeleri, sınıfınızda kullandığınız metot, yöntem ve stratejilerle ilişkilendirilebilir.
Çoklu Zeka Kuramının ilkelerine dikkate alarak eğitim öğretim sürecinin içinde hem öğrencileriniz hem siz mutlu olabilirsiniz.
Çoklu Zeka Kuramı dikkate alındığında öğrencinin rolü, öğretmenin rolü, kullandığımız öğretim yöntem ve teknikleri, ölçme değerlendirme çalışmalarımız aşağıdaki gibi özetlenebilir:
Öğrencinin Rolü
Öğretmenin kendisine sunmuş olduğu tüm zekalarına seslenen etkinliklere katılmak, tüm zekalarını kullanarak bilgi, beceri, tutum ve değerler kazanmaktır, yani öğrenmektir
Öğretmenin Rolü
Öğrencilerin bireysel farklılıklarının farkında olarak öğrenme sürecinde onlara rehberlik etmek, bilişsel destek vermek, zekalarının hepsini önemseyerek çok çeşitli etkinlikler hazırlamak, öğrencileri yaratıcı ve eleştirel düşünceyi geliştirmeye yöneltmek ve cesaretlendirmektir.
Metot
Çoklu Zeka Kuramı ilkelerine göre yapılan öğretimde tek bir metot yoktur!
Ölçme Değerlendirme Süreci
Portfolyo hazırlamayı, öğretmenin gözlemlerini, öğrencilerin kendilerini ve birbirlerini değerlendirmesini, tüm zeka alanlarını önemseyerek hazırlanmış sınavları kapsar.


Baskın Zekası
Örnek Ürünleri
Örnek öğrenme etkinlikleri
Örnek Meslek Grupları


Sözel Dilsel

Söylemler
Şiirler
Hikayeler
Romanlar

Metin okuma,sunuş yapma,kavram haritası yapma,sözcük sınıflandırma,bulmacalar kullanma,slogan üretme, yaratıcı yazma,günlük yazma,kaset dinleme, reklam çalışması yapma, hikaye-masal anlatma, diyalog tamamlama, cevaplara uygun soru üretme,hikaye haritası kullanma, kütüphaneye gitme

Yazar
Şair
Gazeteci
Tercüman




Görsel Uzamsal

Fotoğraflar
Diyagramlar
Resim
Heykel
Film

Zihin haritası çıkarma,poster yapma,kupür sergileme,kukla kullanma,resimleme,film video seyretme, görsel tahmin çalışmaları yapma,slayt gösterisi yapma,harita üzerinde çalışma,ipucu kartları hazırlama,grafik-diyagram yorumlama,bazı olayların oluşumunu izleme,zaman çizelgesi hazırlama.

Karikatürist
Fotoğrafçı
Modacı
Grafik tasarımcısı
Deniz kaptanı

Müziksel Ritmik
Şarkılar
Cıngıllar

Mırıldanma, ses ya da ritimle ifade etme, bir müzik aleti solosu yapma,müzikle ilgili bilgisayar yazılımları kullanma, fon müziği eşliğinde çalışma, duyduğu sesin ne olduğunu tahmin etme, duygularını müzikle anlatma, sesleri kullanarak kodlamalar yapma.

Müzisyen
Ses kayıtçısı
Aranjör
Besteci


Doğacı
Doğa koleksiyonları
Doğa fotoğrafları

Kokla-yaz-tartış,tat-yaz-tartış,benzer-farklı çalışması,doğadaki olguları gözleme,bir seyir defteri tutma, doğal nesneleri sınıflandırma,bir hayvan ya da bitki hakkında rapor yazma, doğadaki bir nesnenin geometrik şeklini konu ile ilişkilendirerek kullanma,konuyu doğa ile ilişkilendirme.
Biyolog
Veteriner
Peyzaj Mimar
Orman Mühendisliği

Matematiksel
Mantıksal
Bilgisayar programları
Yap boz çözümleri
İspat
Beyin fırtınası yapma,diyagram ya da grafik hazırlama,venn şeması kullanma,deney yapma,liste yapma,hipotez çalışması yapma grafik düzenleyici kullanma,problem üretme, problem çözme,kuraldan sonuç çıkarma.
Bilgisayar programcısı
Doktor
Ekonomist

İçsel
Şiirler
Günlükler
Otobiyografiler

Kendini izle çalışması yapma,sessiz çalışma, konu durum hakkında duygular tamamlama,sevdiğin sevmediğin şeyleri ifade etme çalışması,bağımsız çalışma,alternatifler arasında seçim yapma,hatıra defteri tutma.
Şair
Psikolog
Felsefeci
Danışman

Kişilerarası
Grup çalışmaları
Grup projeleri
Diyaloglar
Küme çalışmaları,eşli öğrenme,sunum yapma, takım projesi, işbirliğine dayalı projeler,yayın çıkarma çalışması,akran öğretimi yapma, sosyal sorunlar çözme çalışmaları.
Öğretmen
Politikacı
Antropolog
Hemşire
Bedensel Kinestetik
Pantomim
Tiyatro oyunu

Rol canlandırma,işaret dili kullanma,el becerisi gerektiren çalışmalar yapma, fiziksel özellikleri ile benzeşim kurma çalışmaları.
Atlet
Tiyatro,sinema sanatçısı
Çoklu zekalara göre örnek ürünler, katılmaktan zevk aldıkları etkinlikler ve tercih ettikleri meslek grupları aşağıdaki tablo 3 de olduğu gibi özetlenebilir.
Tablo 3. Zeka Alanlarına Göre Örnek Ürün, Öğrenme Etkinlikleri Ve Meslek Grupları
UNUTMAYALIM;
Öğrencilerimiz bize bazı sinyaller verirler, gelin hep birlikte ne demek istediklerine bir bakalım.

Ders sırasında;
Defterini, sıranın üzerini ve yakınsa duvarı karalıyor.
Mesajı; “Öğretmenim birazdan bana karalama diyeceksin ama ben zaten resim yapıyorum” (GÖRSEL UZAMSAL)

Devamlı kıpırdanıyor, sık sık tuvalet için izin istiyor.
Mesajı: “Öğretmenim hiperaktif değilim, idrar yollarımda da bir sorun yok ama başka türlü ayağa kalkmama izin vermiyorsun” (BEDENSEL KİNESTETİK)

Yanındaki arkadaşı ile konuşuyor, diğer arkadaşlarının kalemlerini alıyor, onlara sesleniyor ya da soru soruyor.
Mesajı: “Öğretmenim bana geveze diyeceksin ama dua edin sizi örnek almıyorum hiç susmazdım yoksa”. (SÖZEL DİLSEL)

Sıranın en arkasında oturuyor, dersle ilgilenmiyor.
Mesajı: “Öğretmenim benim de kendim hakkında söyleyeceklerim var, bende kendi hakkımda konuyla ilgili örnekler verebilirim ama sizden sıra gelmiyor ki” (İÇSEL).

Derste ıslık çalıyor, şarkı söylüyor, mırıldanıyor.
Mesajı: “Öğretmenim 5 dediniz de aklıma ‘sağ elimde beş parmak sol elimde beş parmak say bak say bak saaayyy bak’ şarkısı geldi hatırladınız mı? ana sınıfında öğrenmiştik ne güzeldi o günler” (MÜZİKSEL RİTMİK).

Pencereden dışarı bakıyor, dalıp dalıp gidiyor.
Mesajı: “Öğretmenim dışarıda hava sınıftaki havadan çok güzel, bakın şu ağaç bizim çocuk parkındaki ağaca çok benziyor aynı cins olabilirler mi?” (DOĞACI ZEKA)

Matematik dersinde çok başarılı ama bu derste hep başka şeylerle uğraşıyor.
Mesajı: “Öğretmenim neden bunları anlatıyorsunuz? Niçin bu ders var? Nasıl bu kadar sıkıcı olabiliyorsunuz?” (MATEMATİKSEL-MANTIKSAL)

Derste arkadaşı ile konuşuyor, anlamadıklarını arkadaşına soruyor.
Mesajı: Öğretmenim arkadaşımla konuşarak daha iyi anlıyorum kıskanmayın (KİŞİLERARASI).


Çoklu Zeka Kuramını bilen bir öğretmen olarak öğrencilerinizin tüm zeka alanlarındaki ihtiyaçlarına seslenen bir dersiniz olduğu için yukarıdaki durumları yaşamıyorsunuzdur. Çoklu Zeka Kuramını bilmeyen bir öğretmenin sınıfında yukarıdaki ya da benzer durumlar yaşanır. Bu tür sınıflarda öğretmenlerimiz genellikle

haydi çiçek olun bakalım
bugünün en akıllısı sensin çünkü en sessiz sakin sendin
1 2 3 tıp herkes yerine ses yok
aslan geliyor kaplan geliyor şişşşt
aferin size sınıfta kimse yok gibi hiç sesiniz çıkmıyor

Tümcelerini kullanarak öğrencileri derse katılmaya ya da katılmamaya teşvik ederler. Peki öğretmenim siz yukarıdaki tümceleri çok sık kullanıyor musunuz?
ÇOKLU ZEKA KURAMI


Eğitime yeni bir yaklaşım getiren Çoklu Zekâ Kuramı (Multiple Intellegence Theory – MIT) Harward Üniversitesi öğretim üyelerinden Howard Gardner tarafından geliştirilmiştir.

Gardner, yankılar uyandıran, genel kabul gören ve popülaritesini devam ettiren kuramıyla insan potansiyelinin gizine ve bireylerin benzersizliğine bakış vizyonunu değiştirdi. Gardner, psikologlarca 20. yy. başlarında ortaya konan ve 20. yy. sonlarına kadar uygulana gelen bireydeki tek zekâ “IQ” durumuna karşılık birçok zekâ alanları ve yetiler bileşiminin varolduğunu, bunlarında geleneksel kalıplaşmış sınavlar ile ölçülemeyeceğini bireylerin sadece yetenekli oldukları bir alanda uzmanlaşmaları yerine sahip oldukları çoklu zekâ (dilsel, mantıksal, uzamsal, müzikal, bedensel, sosyal, öze dönük, doğa ve moral zekâ) alanlarında bireylerin uygun ve kapsamlı eğitimlerle geliştirilmelerini, teşvik edilmelerini sağlamaktadır.





GARDNER’A GÖRE ZEKÂNIN ÖZELLİKLERİ:

1. Her insan kendi zekâsını arttırma ve geliştirme yeteneğine sahiptir.

2. Zekâ sadece değişmekle kalmaz, aynı zamanda başkalarına da öğretilebilir.

3. Zekâ insandaki beyin ve zihin sistemlerinin birbirleriyle etkileşimi sonucu ortaya çıkan çok yönlü olgudur.

4. Zekâ çok yönlülük göstermesine rağmen kendi içinde bir bütündür.

5. Her insan, çeşitli zekâ alanlarının tümüne sahiptir.

6. Her insan zekâ alanlarından her birini belli bir düzeyde geliştirebilir.

7. Çeşitli zekâ alanları, genellikle bir arada belli bir uyum içinde çalışırlar.



Çoklu zekâ kuramı bu amaçla öğretme-öğrenme ortamlarının düzenlenmesini de zorunlu kılmaktadır. Gardner’e göre çoklu zekâ kuramının temelinde biyolojik ve kültürel boyutlar yer almaktadır. Çoklu zekâ alanlarının gelişimini etkileyen bu çevresel faktörler:

1. Kaynak (olanak) faktörü

Potansiyel zekâ alanları olanaklar sağlanabildiği ölçüde geliştirilebilir ve güçlendirilir. Kısıtlı ve yetersiz durumlarda, zekâ alanlarının gelişmesi mümkün olmamaktadır.

2. Tarihsel (kültürel) faktör

Okul kültüründe benimsenen programların içerikleri öğrencilerin zekâ alanlarının gelişiminde önemli ölçüde etkili olmaktadır.

3. Coğrafi (iklimsel) faktör

Yaşanılan doğal çevrenin iklim, fauna ve fuloranında zekâ alanlarının gelişiminde önemli ölçüde olumlu olumsuz etkileri olmaktadır.

4. Ailesel faktörler

Ailenin istem yönlendirme ve deneyimleri, ideal ve kabulleri bireylerin zekâ alanlarının olumlu – olumsuz gelişiminde önemli ölçüde etkili olmaktadır.

5. Bio-durumsal faktörler

Genetik faktörler, döllenme, doğum öncesi, doğum sonrası yaşanılan ortamlardaki sosyal olanaklar ve durumlar zekâ alanlarının gelişiminde olumlu-olumsuz etkili olmaktadır.





Çoklu zekâ alanları her zaman birbirleriyle etkileşim ve korelasyon halindedir. Örneğin bir futbolcu kinestetik zekâsını koşarken, sıçrarken, vururken; uzamsal (görsel) zekâsını sahayı, oyuncuları tanırken; öze dönük zekâsını, kurallara uygun eylem olmak üzere eş zamanlı olarak kullanabilir.





ÇOKLU ZEKÂ KURAMI’NIN DAYANDIĞI TEMEL SAYILTILAR

1. Bütün bireyler çoklu zekâ alanlarına potansiyel olarak sahiptir.

2. Bireyler, çoklu zekâ alanlarını belli bir düzeye kadar geliştirebilirler.

3. Çoklu zekâ alanları büyük sıklıkla karmaşık bir şekilde ve korelasyon örüntüleriyle çalışırlar.





ÇOKLU ZEKÂ ALANLARI

1. Sözel (dilsel) zekâ

2. Mantıksal (matematiksel) zekâ

3. Uzamsal (alansal-görsel-mekansal) zekâ

4. Müzikal – ritmik zekâ

5. Bedensel (kinestetik) zekâ

6. Sosyal zekâ

7. Kişisel (öze dönük) zekâ

8. Doğacı (naturel) zekâ

9. Moralite (seküler-varoluşsal-egzistansiyal) zekâ



Tüm bu zekâ alanları bireylerde öğretim süreçleri esnasında karmaşık korelasyon ve örüntüler etkileşimiyle davranış değişiklikleri oluşturur.



Çoklu zekâ yaklaşımına göre eğitim - öğretim yoluyla davranışlarda oluşan değişiklikler zeki bir varlık olan insanın zekâ boyutlarıyla ilgili özelliklerdir. Çünkü insan çok yönlü çok boyutlu bir canlıdır.





ÇOKLU ZEKÂ KURAMININ EĞİTİM VE ÖĞRETİME UYARLANMASINDA ÖĞRETMENLERİN DİKKAT ETMELERİ GEREKEN NOKTALAR:

1. Öğretmenler, öğrenciler arasındaki bireysel farklılıklara değer vermeli ve dikkat etmelidir.

2. Öğretmenler, öğretim ve değerlendirmeyi olabildiğince bireyselleştirmelidirler.

3. Öğretmenler, öğrencileri “sayısalcı – sözelci” gibi tanımlamalarla etiketlememelidirler.





ÇOKLU ZEKÂ KURAMININ EĞİTİME YARARLARI

1. Öğrencileri potansiyelleri yönünde geliştirebilmek için eğitim programlarının daha etkin plânlanmasına olanak sağlar.

2. Farklı bilim alanlarında önemli kuram ve konuları öğrenmeye çalışan daha fazla öğrenciye ulaşmayı sağlar.







ÇOKLU ZEKÂ KURAMININ YARARLARI

1. Çoklu zekâ kuramı eğitim uygulamalarında öğrencilerin tek düze öğretim veya geleneksel öğretim yöntemleri yerine, çok çeşitli ve çok yönlü yöntemlerden yararlanmalarını olanaklı kılar.

2. Çocukların ayrıcalıklı duruma gelmeleri yerine, bireysel farklılıklarına göre kendilerini geliştirebilmelerini, olanaklı kılar.

3. Çoklu zekâ kuramı sadece bir zekâ teorisi değil, çok yönlü bir öğretim yaklaşımı ve öğrenme stillerini olanaklı kılar.

4. Çoklu zekâ kuramınca tüm zekâ alanları eşit öneme sahip olması aynı zamanda tüm zekâ alanlarına eşit önem verilmesini de olanaklı kılar.

5. Çoklu zekâ kuramı mantık (matematik) – dil (sözel) zekâlarına önem veren geleneksel okul anlayışından farklı olarak öğrencinin bireysel farklılıklarını göz önüne alarak potansiyelini kullanabilmesini, becerilerinin geliştirilmesini temel alır. Bu da bireyin sosyal, kişilik ve akademik gelişimine önemli katkıların kazandırılmasını olanaklı kılar.

6. Çoklu zekâ kuramı her gün her konuda yaratıcılığa açık, sürekli gelişimi destekleyici ve geliştirici ortamların sunulmasını olanaklı kılar.

7. Çoklu zekâ kuramı öğrencilerin eğitim öğretim etkinliklerinde aktif olmalarını olanaklı kılar.

8. Çoklu zekâ kuramı etkinlik ortamlarını yeterli kaynak, materyal, araç ve gereçle düzenlerken bilgi yükünü azaltıcı, yaşama dönük, işlevselliği olanaklı kılar.



Çoklu zekâ kuramına göre birey kendi zekâ alanlarını uygun ortam ve olanaklarla artırma ve geliştirme yeteneğine sahiptir.







ÇOKLU ZEKÂ KURAMINA GÖRE ÖĞRETMENLER NASIL OLMALI?

1. Öğretmenlerin neyi nasıl öğrettikleri değil, insan olarak nasıl bir model oldukları önemlidir.

2. Öğretmenlerin söylem ve eylemlerinde bütünsellik olmalıdır.

3. Öğretmenlerin etkinlik konularının kendilerini heyecanlandırması gereklidir. (Mesleki dirilik)

4. Öğretmenler çocukların çeşitli yetenek ve öğrenme yöntemlerine uygun çoklu zekâ alanlarına duyarlı olmalıdırlar.

5. Öğretmenler her çocuğa aynı yöntemle öğretme zorunluluğunu kabul etmemeleri gerekir.

6. Öğretmenler tüm zekâ alanlarına hitap etmeli bu konuda çevreden ek olanaklar bulmalıdırlar.

7. Öğretmenler etkinlikleri plânlarken öğrencilerin önlerinden gitmek yerine arkadan yönlendirmelidir.

8. Öğretmenler için çalışmak değil, onlarla birlikte çalışmayı ilke almak önemlidir.

9. Öğretmenler öğrenciler neyi keşfediyorsa onu keşfetmek, neyi öğreniyorlarsa onları öğrenmeye ortam oluşturmalıdır.

10. Öğretmenler öğrencilerin sessiz oldukları ve testlerden yüksek puan aldıkları zaman değil onların öğrenme ve bağımsızlık isteklerinin gelişmesi durumunda mutlu olduğunu belirtmelidir.







ÇOKLU ZEKÂ KURAMINA UYGUN OLARAK İLK OKUMA, YAZMA ÖĞRETİMİNDE GERÇEKLEŞTİRİLECEK ETKİNLİKLER



Sözel zekâya dönük olarak

Çocukların Türkçeyi kullanma etkinliklerine aktif olarak katılımlarını sağlamak için;

Verilen fişlerdeki resimler ve düzeylerine uygun öyküler anlattırılabilir.

Resimlere uygun tamamlamalar yaptırılabilir.

Resimler kısmen kapatılıp tartışma ve yorum yaptırılabilir. (Hayal gücüne dayalı olarak “okul açılınca ne olur?, Okula niçin gidilir?, Okulda neler yapılır?, Okulda kimler vardır? gibi..)

Fiş cümlelerine uygun resim yaptırılabilir. (Okula koşan çocuk resmi yapın gibi..)

Teybe (ses kaydediciye) cümle tekrarları kaydedilip, öğrencilere dinlettirilebilir.

Her aşamada düşüncelerini açıklamaya konuşmaya isteklendirilir, cesaretlendirilir.



Mantıksal zekâya dönük olarak

Cümlelerden oluşturulacak metinler puzzle gibi kullanılabilir. (Oluşturulan metin tablosunda cümlelerin yazılı kısmı kapatılıp resimlerine bakarak anımsama sağlanabilir.)

Cümleler, cümle okumalar saydırılabilir. (Bir defa okuyalım, bir defa daha okuyalım, kaç defa okuduk? İki cevabı alınırsa, aferin denilerek devam edilir.)

Cümle okumalarda tempo tutturulur.

Cümle okumalarda öğrenciler gruplanarak ve eşleştirilerek koro oluşturulabilir.



Uzamsal zekâya dönük olarak

Buhan renkli-resimli büyük fişlerindeki resimlerde görülen objeler hakkında;

Yakınlık-uzaklıkları;

Büyüklük-küçüklükleri;

Aşağı-yukarı konumları üzerine öğrenciler konuşturulur.

Cümleler fasulyelerle yazdırılır.

Renkli resimli fiş üzerindeki resimli bölüm tamamen kapatılır. (Ali’nin önlüğü ne renkti? Çantası ne renkti? Okulun duvarı ne renkti? Bayrak ne renkti? gibi açık uçlu sorularla konuşmaları duygu ve düşüncelerini açıklamaları sağlanır.)







Müzikal zekâya dönük olarak

Cümle (tümceler) den şarkılar oluşturulabilir.

Bu şarkılar solo ve koro olarak öğrencilerle birlikte seslendirilir.

Farklı ses tonlarında (tiz-pes) cümle seslendirmeleri yapılır.

Bedensel seslerle tempo tutturulur.



Bedensel zekâya dönük olarak

Cümleler havada elle yazdırılır.

Cümleler sıra, masa üzerine parmakla yazdırılır.

Çocuklar bahçeye çıkarılır.

Önceden hazırlanan çubuk kalemler verilir.

Kum havuzunda veya uygun toprak zeminde verilen cümleler yazdırılabilir.

Bahçede çocuklara cümle içerikleri dramatize ettirilir.

Cümle anlamları ritmik oyunlara dönüştürülür.

Canlandırmalar esnasında jest ve mimiklerin kullanımına olanak verilir.



Sosyal zekâya dönük olarak

Sınıf içerisindeki tüm öğrencilere eşit konuşma ve etkinliklere katılma olanağı verilir.

Güven gelişimleri ve iletişim yeteneklerinin gelişimi desteklenir.

Konuşma cesaretleri artırılır.

Cümle içerikleri hakkında düşüncelerini açıklamalarına olanak sağlanır.

Bu konuda sağlıklı bir okul-aile işbirliği geliştirilir.

Ebeveynlerin okul olgunluğunu destekleme konusunda yardımları sağlanır.





Kişiye dönük zekâ

Bireysel çalışmaları teşvik edilir.

Deftere yazma, kalem açma, söz hakkı alma istekleri desteklenir.

Güven duygularını yükseltecek pekiştireçler verilir.

Resim ve cümle içerikleri hakkında duygu ve düşüncelerini aktarmalarına olanak sağlanır.

Düzeylerine uygun bireysel farklılıklarını göz önünde tutan çalışmalar verilir.





Doğacı (naturel) zekâya dönük olarak

Resimlerdeki doğa objeleri üzerine konuşmalarına olanak sağlanır. (Çiçekler var mı? Çiçeklere basar mıyız? Burada hangi hayvan var? Ata binebilir miyiz? gibi...) Ayrıca hayvan canlandırmaları yapılır.

Buhan fiş dosyasına küçük fişleri yerleştirebilmeleri sağlanır.





Moral zekâya dönük olarak

Tüm etkinliklerde güven oluşumlarını ve gelişimlerini destekleyici pekiştireçler verilir.

Okuma yazma çalışmalarında onore edici “başarabilirsin, yapabilirsin, daha da güzel yapabilirsin, gerçekten çok güzel oldu” gibi... pekiştireçler verilir.



Yukarıda verilen örnekler öğretmenlerimizin engin birikim ve deneyimleri ışığında daha özgün örnekler olarak geliştirilerek uygulamalar çeşitlendirilir ve zenginleştirilir.





ÇOKLU ZEKÂ KURAMINA UYGUN OLARAK İLK OKUMA, YAZMA ÖĞRETİMİNDE EV ÇALIŞMASI VE ÖDEVLER

Özellikle ilk okuma yazma (Türkçe) öğretimi sürecinde okulda yapılabilecek etkinlikler ev ödevi olarak verilerek öğrenciler ve ebeveynler usandırılmamalıdır.

Ev ödev ve çalışmaları çocuğun akademik başarısını garantileyen çoklu zekâ alanlarını kullanarak yapabilecekleri çalışmalardan oluşturularak; nitelikli bir ana-baba-çocuk ilişkisi yaratmak için yararlanılması gereken bir eğitim fırsatı olarak düşünülmeli ve plânlanmalıdır.

Oluşturulacak çalışma (görsel içerikli, boyamalı, kısa metinli ve boşluk doldurmalı) yaprakları ile çocukların ödevleri; oldukça eğlenceli, zevk alabilecekleri, anne ve babalarıyla nitelikli bir ilişki ve yardımlaşma yaratabilecekleri fırsatlara dönüştürülmelidir.

Böylece çocukların okul toplumun küçük bir örneğidir ilkesine örnek olarak “okulun yaşam, yaşamın okul” olduğu bilincine varmaları, eğitimin sadece okulla sınırlı olmadığı okul dışında da devam ettiğini kavramalarına yardım edilir.





AİLELERE TAVSİYELER



Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, ev ve aile, çocuğun gelişimi, öğrenmedeki başarısında çok etkilidir. Okulda verilen bilgiler ne kadar mükemmel olursa olsun, aile tarafından desteklenmediği sürece yeterli bir başarıya ulaşılamaz.

1. Her gün çocuğunuza 15 dakikanızı ayırarak ilgileniniz.

2. Çocuğunuzun öğretmeni ile görüşerek eğitim ve öğretim durumu bilgi alınız.

3. Zaman zaman çocuğunuza kitap okuyunuz.

4. Çocuğunuzun okuldaki etkinlikleri anlatmasına yardım ediniz.

5. Çocuğunuzla kısa mesafeli yürüyüş ve geziler yaparak onunla arkadaşlık kurunuz.

6. Yolda rastladığınız levha, plâka, ev-sokak numaraları gibi şeylerin ne olduğunu sorunuz. Onlara açıklayınız.

7. Çocuğunuzun televizyon bağımlısı olmasına izin vermeyiniz.

8. Öğretmenliğin çok zor bir görev olduğunu unutmayınız; çocuğunuzu küçük başarılarında ödüllendiriniz.

9. Bilmece, masal, şiir, tekerleme örnekleriyle kelime (sözcük) hazinesinin zenginleşmesine olanak sağlayınız.

10. Sağlığıyla ilgileniniz, zaman zaman doktora götürünüz.

11. Çocuğunuza görsel içerikli, renkli, ilgi çekici kitaplar alınız.

12. Çocuğunuza kontrollü bir özgürlük tanıyınız.

13. Çocuğunuza yardımcı olamadığınız durumlarda öğretmeninden yardım alınız.

14. Çocuğunuzun kişiliğinin gelişmesi, güveninin artması için yaşına ve seviyesine uygun sorumluluklar veriniz.





“Bütün çocuklar özeldir, bütün çocuklar güzeldir.”



“Güzel çocuklara, güzel davranışlar yakışır.”



Not:Üniversite notlarından derlenmiştir.(Nerden edinildiği tam olarak bilinmediği için yazılamamıştır.)

çoklu zeka kuramı nedir?

Eğitimde yeni bir yaklaşım:
Çoklu zeka kuramı

Dr. İsmail çakır* / ismcakir@yahoo.com
Her öğrenci zeka yapısı ve öğrenme yöntemi açısından diğerinden farklıdır. Kimi sadece dinlemekle; kimi öğrenme sürecinin içinde yer almakla; kimi de araştırıp, düşünüp çözümlemek
gibi farklı
yöntemlerle anlar.
Eğitim sistemimizde yıllardan beri uygulanmakta olan geleneksel eğitim öğretim yöntemleri, kullanılan ders araç ve gereçlerinin yetersizliği veya güncellenememesi, öğretmen öğrenci ilişkileri, okulların ekonomik ve fiziki yapıları gibi konular eğitim konusunda arzu edilen yerde olmadığımızı göstermektedir. Öğrencileri ezberden uzak tutmak, sorunları çözerken düşünüp analiz edebilme ve sahip oldukları potansiyelleri olabildiğince öğrenme sürecinde kullanabilme yetilerini kazandırabilmek ulaşılması gereken en önemli hedef olmalıdır. Bunun yanı sıra, her bir öğrencinin farklı bir zeka yapısına sahip olduğu gerçeğini göz önünde bulundurmak üzerinde durulması gereken diğer önemli konudur. Günümüz eğitim sisteminde global bir anlayış olarak benimsenen bu gerçek şunu göstermektedir ki her öğrenci zeka yapısı ve öğrenme yöntemi açısından diğerinden farklıdır. Kimi sadece dinlemekle; kimi öğrenme sürecinin içinde yer almakla; kimi de araştırıp, düşünüp çözümlemek gibi farklı yöntemlerle anlar. Burada karşımıza çıkan öğrencilerde varolan bu algılama çeşitliliğinin öğrencinin zeki olduğunu belirlemede bir gösterge olmamasıdır. Eğitim-öğretim sürecinde yapılması gereken, varolan bu potansiyelden olabildiğince yararlanabilmektir.

Bir öğrencinin ne kadar zeki olduğunu belirten tek göstergenin matematik sorularına verdiği cevapların doğruluğu oranında olması, gerek ebeveynlerin gerekse çoğu eğitimcinin içine düştüğü yanılgılardan bir tanesidir. Bu yanılgıyı destekleyen en önemli etken belki de 1980’li yılların başına kadar kabul gören ve insanların zeka seviyesini ölçtüğüne inanılan IQ (Intelligence Quotient) testinin varlığıdır. Daha sonraki araştırmalar aslında bu testin sadece Matematiksel-Mantıksal (Mathematical-Logical) ve Sözel-Dilsel (Verbal-Linguistic) becerilerin ölçülebildiği bir yöntem olduğunu ortaya çıkarmıştır. Günümüzde IQ testinden yüksek puanlar alıp da sosyal yaşamda başarısız olan veya zeki olanların bulunması beklenen yerlerde bulunmayan bir çok insanla karşılaşmak mümkündür. Amerikalı bir nöro-psikolog olan Howard Gardner’in bireylerin zeka yapılarını tek bir zeka testiyle belirlemenin doğru olmadığı, aslında her insanın birden fazla zekaya sahip olabileceği kuramını ileri sürmesiyle IQ testinin geçerliliğini yitirdiğini görmekteyiz. Çoklu Zeka Kuramı (Multiple Intelligences Theory) adı verilen bu yeni kurama göre birden fazla zekanın varlığı nedeniyle her bireyde bir diğerinden farklı zeka olabilir. ‘Frames of Mind’ adlı kitabında bunu ayrıntılarıyla ele almış ve insanda en az yedi ayrı zeka türü olabileceği ve bu sayının da artabileceğini belirtmiştir. İşte Çoklu Zeka Kuramı’nın Dr. Howard Gardner tarafından ortaya atılmasından bu yana bu kuram gelişmiş ülkelerde eğitimin değişik aşamalarında oldukça büyük bir kabul görmüş, öğretmenler tarafından derslerde uygulanmaya başlanmıştır.

Farkında olmadığımız zekamız

Bir Nöro-Psikolog olan Prof. Haward Gardner zeka kavramının bilinenden farklı olduğunu belirterek yeni bir tanım getirmiştir. Gardner’a göre zeka, içinde yaşanılan toplumda faydalı bir şeyler yapabilme kapasitesidir (1993); her insanda kendine özgü bulunan yetenek ve beceriler bütünüdür; kişi bu becerisini bulunduğu ortama, mekana, zamana göre geliştirir. Her birey sahip olduğu zekalarla birlikte farklı bir öğrenme, problem çözme ve iletişim kurma yöntemine sahiptir. Gardner’in tanımladığı toplam sekiz temel zeka türü olmasına karşın her geçen gün yenileri de bu listeye eklenmektedir. Özellikle bu kuram ilk ortaya atıldığında yedi zeka türünden bahsediliyordu; ancak 1995’te Doğa Zekası (Naturalist Intelligence) ve 2001’den sonra da Ruhsal Zeka (Spiritual Intelligence)’nın da yaygın olarak kullanıldığını görmekteyiz. Bu çalışmada sekiz temel zeka türünden bahsedilecektir.

a) Sözel-Dilsel Zeka (Verbal-Linguistic Intelligence): Dili düzgün kullanabilme, güzel okuyup konuşabilme, kelimelerle düşünüp karmaşık cümleleri anlayabilme becerisidir. Özellikle ilköğretimde bu tür zekaya yönelik yapılacak her türlü etkinlik öğrencilerin ilgili dersin amacına ulaşmasını kolaylaştıracaktır.

b) Mantıksal-Matematiksel Zeka (Logical-Mathematical Intelligence): Soyut kavramları anlama, problemleri mantık ve akıl yürüterek çözme, grafik, şema ve şekillerle çalışmaktan hoşlanma, karmaşık ilişkileri çözebilme becerisidir. Bu tür zekaya sahip olan bireyler sorular sorarak sonuca ulaşmaktan hoşlanırlar.

c) Görsel-Mekansal Zeka (Visual-Spatial Intelligence): Etraftaki resimleri, imgeleri,
şekilleri algılama ve bunlarla düşünüp muhakeme edebilme becerisidir. Özellikle resimler yardımıyla dersin sunulması amaca ulaşmada oldukça yararlı olmaktadır.

d) Müziksel-Ritmik Zeka (Musical Intelligence): Müzikle düşünme, müzikle ilgili kavramları anlamak, dinlemek, yorumlamak, kolayca akılda tutmak, yeni sesler üretmek, müzik aletlerini kullanabilme becerisidir.

e) Bedensel-Kinestetik Zeka (Bodily-Kinesthetic Intelligence): Problem çözmede veya yeni bir şey meydana getirmede bütün vücudu veya vücudun parçalarını kullanabilme becerisidir. Konuşurken hareket etmek, duygularını ifade ederken vücut dilini kullanmak, bir oyunda rol almak, bir şeyler bozup yapmak bu tür zekaya sahip olanlar için çok önemlidir.

f) Kişilerarası-Sosyal Zeka (İnterpersonal Intelligence): İnsanlarla birlikte nasıl çalışması, yaşanması ve karşı tarafla nasıl iletişim kurulması gerektiğini anlama becerisidir. Liderlik yapmak, insanları ikna edebilmek, geniş bir arkadaş grubuna sahip olmak, dinlemesini ve konuşmasını sevmek gibi özellikler bu zeka türüne sahip olan insanlarda bulunur.

g) Kişisel-İçsel Zeka (Intrapersonal Intelligence): Bireyin kendi iç dünyasını, duygu yapısını, düşüncelerini tanıyıp bununla kontrollü bir şekilde yaşama becerisidir. Yalnız kalmak, yaptığı işlerin olumlu ya da olumsuz değerlendirmesini yapıp bunlardan ders çıkarmak, bağımsız olmak gibi özellikler bu tür zeka yapısına sahip olan kişilerde baskın olarak bulunur.

h) Doğa Zekası (Naturalist Intelligence): Doğayı ve doğada bulunan bitki, hayvan ve diğer varlıkları inceleme, gözlemleme ve bunlara ilgi duyma becerisidir.

Bütün bunların aslında her insanda varolabileceği olgusu Gardner’in ısrarla üzerinde durduğu önemli noktalardan birisidir. Gardner ayrıca her insanın yoğun olarak kullandığı bir zekasının olduğunu, bunun da diğerlerini baskıladığını ileri sürmektedir. Öte yandan bütün zekalar dinamiktir ve her an gelişmeye ve değişime hazırdır. Özellikle de, kültür, kalıtım, inançlar, içinde bulunduğu sosyal çevre ve kişisel özellikler zekanın gelişmesinde önemli etkenlerdendir. Burada bahsedilen zeka ile ilgili gerçekleri sınıf ortamına indirgediğimizde öğrencilerin de farklı zeka yapılarına sahip olduklarını; her birinin ayrı yöntem veya yöntemlerle öğrenmeyi kolaylaştırdığını veya hızlandırdığını; bir öğrenci için geçerli olan etkinliğin bir başkası için bir anlam ifade etmediğini genel olarak bütün öğretmenler gözlemleyebilmektedir. Yapılan bir araştırmada (Çakır, 2003) ilköğretim 6’ncı sınıf öğrencilerinin farklı öğrenme biçimlerine sahip oldukları görülmektedir. 189 öğrenciye İngilizce’yi nasıl öğrenmekten hoşlandıkları sorulduğunda verilen cevapların 15’i şarkılar söyleyerek, 20’si anlatılan konuyla ilgili somut nesneleri görerek, 4’ü oyunlar oynayarak, 51’ i grup çalışması yaparak, 60’ı proje çalışması yaparak, 90’ı da bütün bunların hepsini kullanarak daha kolay ve zevkli öğrenebileceklerini belirtmişlerdir. Bu soru öğrencilerde baskın olan zeka türü konusunda ders öğretmenine bir ipucu vermektedir. Öğrenciler arasında zeka yönünden farklılıklar olabileceği ve bunların da dikkate alınması gerektiği ise burada açıkça görülmektedir.

Eğitimde Çoklu Zeka Kuramı

İlköğretim öğrencilerinin yaşları göz önünde bulundurulduğunda çocuk olarak kabul edilmeleri nedeniyle sınıf içi etkinliklerin uygulanması, ders araç ve gereçlerinin seçilmesi ve buna benzer konularda yapılacak hazırlıklarda ilgili ders öğretmeninin çok dikkatli olması gerekmektedir. Özellikle bu dersin İngilizce olduğunu varsayarsak bu özen bir kat daha artacaktır. Başka bir deyişle yabancı dil olarak İngilizce dersinin ilköğretimin ilk kademesinde 4. sınıftan itibaren müfredatta yer alması ve öğrencilerin de çocuk olması ilgili ders öğretmeni için bir çok konuda zorluk çıkarmaktadır. Çocuklara yabancı dil öğretmenin yetişkinlerle aynı olmadığı çocuk olmalarından kaynaklanan sorunlar olduğu bunun da öğretmen açısından kolay olmadığı bilinen bir gerçektir. Phillips’e (2001:4) göre, 8-9 yaşındaki bir çocuğa sorulan bir soruyu 11-12 yaşındaki bir öğrenci çocukça bulduğu için cevaplamayabilir. Bu durumda öğretmenin öğrenciler arasındaki yaş farklarından kaynaklanan öğrenmeyi engelleyici veya kolaylaştırıcı özellikleri göz önünde bulundurup ders araç ve gereçlerinin seçimi ve öğretim yöntemlerinin belirlenmesinde dikkatli olması gerekmektedir.

Öğretmen zeka türlerini belirlemeli

Bütün bunların dışında ve hepsinden de önemli olan konu, öğretmen öğrenci iletişiminin sağlıklı olabilmesi için öğrencilerin zeka türlerinin belirlenmesidir. Bu belirlemenin amacı öğretmenin öğrenciye yaklaşımını, ders araç ve gereçlerinin seçimini ve derslerde kullanılan yöntemlerin saptanmasını sağlamaktır. İlgili dersin anlaşılmasını kolaylaştırıcı etkinlikler geliştirmek için ders öğretmeninin öğrencilerinin genel zeka türleri konusunda ön bilgiye sahip olması hem öğrenciler hem de öğretmen açısından önemlidir. Bazı uzmanlara göre Çoklu Zeka Kuramı’nın 7-11 yaş arasında daha rahat kullanılabileceği ve öğrenciler için de yararlı olabileceği düşüncesinden yola çıkarak bu kurama dayalı etkinliklere oldukça çok yer verilmelidir. Yıllardır süregelen tekdüze eğitimden kurtulup öğrenciyi araştırmaya, düşünmeye ve sorunları çözebilmeye sevk eden neden-sonuç ilişkisini kurabilen bir eğitimin daha verimli olacağı da unutulmamalıdır. Zaten tek tip bir yöntemle yapılan bir eğitimin uzun dönemli hafızada (long-term memory) yer alamadığı bilinen bir gerçektir. Öğrencilerin neyi ne kadar akılda tutabildiklerini Rief (1993:53) şöyle açıklamaktadır. “Öğrenciler okuduklarının % 10’unu, işittiklerinin % 20’sini, gördüklerinin %30’unu, görüp işittiklerinin % 50’sini, söylediklerinin % 70’ini, söyleyip yaptıklarının % 90’ını akıllarında tutabilmektedirler.” Görüldüğü gibi Dilsel Zeka veya Görsel Zeka tek başına öğrenmeyi kolaylaştırıcı bir özelliğe sahip değildir. İki ve üzeri zeka türlerinin birleşimiyle meydana gelecek bir öğrenme ortamı öğrenci için daha kalıcı olacaktır.

Her ne kadar bu yaş grubundaki öğrencilerde baskın olarak bulunan zeka türleri sırasıyla; Görsel-Mekansal, Bedensel-Kinestetik, Dilsel-Sözel, Musiksel, Kişilerarası-Sosyal zekalar olarak kabul edilse de bunu genellemek her zaman doğru sonuçlar vermeyebilir. Bu gerçekten yola çıkarak öğrenci profillerinin çıkarılıp her öğrencinin ne tür zeka yapısına sahip olduğunun belirlenmesi, bu kuramın tam olarak uygulanabilmesinin temel taşıdır. Her öğrencinin kendine özgü bir zeka yapısı olduğunu hesaba katarak bir öğrenciye zor gelen bir konuyu anlatırken onun sahip olduğu yeteneğinin farkında olunması ve bunun bir araç olarak kullanılıp öğrenciye yararlı hale getirilmesi sağlanabilir. Daha açık bir ifadeyle, görsel veya sözel yöntemlerle anlatılan bir dilbilgisi kuralının müzik zekasına sahip olan bir veya birkaç öğrenci için sıkıcı ve anlaşılmaz gelmesi normal olabilir. Bu konuları melodiler oluşturarak, kuralı beste haline getirerek, “rap” adı verilen tonlamalarla öğretme yolunu seçmek o öğrenciler için daha kolay ve anlaşılır hale gelmesini sağlayabilir. Bunları yaparken sadece öğretmen kendisi değil sınıftaki diğer öğrencilerden de faydalanabilir. Öğrencinin öğrenme sürecinde olabildiğince yer alması ve bu sürece katkı sağlaması pedagojik açıdan yadsınamaz bir gerçektir.

İlköğretimdeki öğrencilerin ister yabancı dil, isterse matematik dersi olsun, ders anlatırken kullanılan yardımcı ders araç ve gereçlerini dokunup hissederek öğrenmekten büyük zevk aldıkları bilinen bir gerçektir. Bu yüzden de bu tür yardımcı ders araç ve gereçleri sayesinde öğrenciler Bedensel-Kinestetik zekalarını Dilsel-Sözel ve Görsel-Mekansal zekalarıyla birleştirerek kullanma fırsatı bulurlar. Öğrenciyi araştırmaya yönlendirecek ödevler, araştırmalar, projeler vermek, takım çalışmasına özendirmek, oyunlar oynamak, resimler yapmak, şarkı söylemek gibi etkinlikler öğrencilerin farklı zekalarının gelişmesine katkıda bulunacaktır.

İlköğretimde Çoklu Zeka Kuramı’ndan faydalanmak

Her öğrencinin sınıf içerisinde farklı bir öğrenme yöntemi ve bu yöntemi kullanırken sahip olduğu bir veya birkaç zekası vardır. Çoklu Zeka Kuramı’nın ilkelerini göz önünde bulundurduğumuzda hiçbir öğrenci tembel değildir. Her öğrencide mutlaka baskın olan bir zeka yapısı vardır. Varolan bu zekanın ortaya çıkarılıp öğrenmeyi kolaylaştırmada etkin rol almasının sağlanması, öğretmenin üzerinde durması gereken bir konudur. Aksi taktirde bir veya iki öğrenme yöntemine dayalı- bu da çoğunlukla Matematiksel-Mantıksal ve Dilsel-Sözel- bir eğitimin çok faydalı olmayacağı unutulmamalıdır. Öğrenciler için farklı bir öğrenme ortamı olarak kabul edilen yabancı dil derslerinin de farklı zeka türlerini içeren teknik ve yöntemlerle hazırlanmasının önemi, ilköğretimdeki öğrencilerin yaş ve ilgileri düşünüldüğünde ortaya çıkacaktır. Yabancı dil derslerinde öğretmenlerin ders planı hazırlarken ve dersi sunarken dikkate almalarında yarar görülen konuları şöyle sıralayabiliriz:

Yabancı dil öğretmenin anadil öğretiminden farklı olduğu ve bunun da ilköğretim öğrencilerine uygulandığı düşünüldüğünde ilgili ders öğretmeninin her şeyden önce öğrencilerin sahip olduğu zeka türlerini belirlemesi gerekmektedir. Öğrencilerin ne tür alanlara ilgi duydukları, yaş grupları, öğrenme türleri ve bu verilerden yola çıkarak hazırlanacak olan ders etkinlikleri zeka türlerinin belirlenmesine yardımcı olmakla kalmayıp öğrenme ve öğretme sürecinin gelişmesine de katkı sağlayacaktır. Sınıf düzeninin ikili veya grup çalışmasına olanak sağlayacak şekilde yapılması öğrencilerin iletişim kurmada içsel ve sosyal zekalarının gelişmesine yardım eder. Görsel zekalarını kuvvetlendirmek için duvarlarda dersle ilgili resimlerin, tabloların, şemaların asılı olması, ders sunumunda görsel ve işitsel araç ve gereçlerden yararlanılması gerekmektedir. Diğer önemli bir nokta ise bu yaş grubundaki öğrencilerin oynayarak öğrenmekten zevk almalarıdır. Öğretici ve pekiştirici oyunlar öğrencilere farkında olmadan öğrenme fırsatı verir. Aslında bilinçli olarak uygulanan her etkinlik ve yararlanılan her ders araç ve gereci her öğrencinin belli bir zeka türüne hitap edebilir. Yeter ki uygulama aşamasında ilgili öğretmen ne yaptığını ve niye yaptığını bilsin. Şurası bir gerçektir ki amaçsızca uygulanan hiçbir etkinlik boşuna yapılmış olan bir etkinliktir. Bütün bunların sınıf ortamında uygulanması öğretmen için zor olmasa gerek. Emek ve zaman isteyen bir çalışma gerektirdiği için ne yazık ki çoğu öğretmen bu tür etkinliklerden uzak durmakta ve anlatma yöntemini tercih etmektedir. Yabancı dil öğretiminde de daha çok Dilbilgisi Çeviri Yöntemi’nin (Grammar Translation Method) tercih edilmesinin nedeni de fazla araştırma ve emek gerektirmeyen bir yöntem olmasındandır. Öte yandan bu ve bunun gibi öğretim yöntemleri, beyin fırtınası (brain storming), gösteri (demonstration), rol yapma (role-play), ikili çalışma (pair-work), benzetim (simulation) vb. gibi grup çalışmasını ve bireyin İçsel, Sosyal, Matematiksel ve Görsel zekalarını geliştirici teknikleri kapsamamaktadır. Her aktivite yeni bir hazırlık, farklı yöntem ve tekniklerin uygulanması demektir. Başka bir deyişle, yabancı dil öğretmek, emek, zaman, araştırma, yeni yöntemleri öğrenip uygulama gibi öğretmen ve öğrenciyi sürecin içine sokacak çabalar gerektirmektedir.

Çoklu Zeka Kuramı’nın ilköğretimde tam anlamıyla kullanılması öğrencilerin kendine güvenlerini kazanmaları; derslerin monoton olmaktan çıkıp daha zevkli hale gelmesi; her öğrencide varolan ama bastırılmış olan bir veya birkaç zeka türünün ortaya çıkarılıp sınıf içersinde kullanılması açısından önemlidir. Bir diğer açıdan bakıldığında aslında bu kuramın tek bir derse indirgenmeyip diğer dersleri de kapsayacak şekilde uygulandığında ve hatta tüm okulu ve aileleri de içine çektiği zaman çok daha yararlı olacağı görülecektir.

Kaynaklar

ÇAKIR, İsmail. Designing Supplemantary Activities for the Sixth Grade Learners through Multiple Intelligences Theory, Doktora Tezi, Ankara.2003.

DEMİREL, Özcan. Genel Öğretim Yöntemleri, Usem Yayınları, Ankara, 1993.

— İlköğretim Okullarında Yabancı Dil Öğretimi, Ankara, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, 1999.

GARDNER, Howard. Multiple Intelligences: The Theory in Practice, Basic Books, 1993.

PHILLIPS, Sarah. Young Learners, Oxford University Press. Oxford, 2001

RIEF, Sandra. How to Reach and Teach ADD/ADHD Children: Practical Techniques, Strategies, and Interventions for Helping Children with Attention Problems and Hyperactivity. The Center For Applied Research in Education, 1993, p. 53.

YAVUZ, K. E. Eğitim-Öğretimde Çoklu Zeka Teorisi ve Uygulamaları, Özel Ceceli Okulları Eğitim Dizisi-1 Ankara, 2001

* Dr. İsmail Çakır, Kırıkkale Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi

kaynak:www.egitimbilim.com