26 Ocak 2010 Salı

ALP DAĞLARI

ALP DAĞLARI Fransa'dan Yugoslavya'ya kadar bir yay gibi uzanan Alpler Avrupa'nın en ünlü sıradağlarıdır. Bu dağlar İtalya ile Kuzey Avrupa ülkeleri arasında yaklaşık 1.000 kilometrelik doğal bir engel oluşturur. Bu nedenle Alpler'in Avrupa tarihinde önem­li bir yeri olmuştur.


Alp Dağları, 65 milyon yıl önce İspanya ve Fas'tan Endonezya'ya kadar yeryüzünü boy­dan boya geçen dağ dizilerinin biçimlendiği bir dağoluş döneminin ürünüdür. Bu dönemde Kuzey Afrika'daki Atlas Dağları, Avrupa'da-ki Apenninler ve Karpatlar, Asya'daki Kaf­kas, ve Himalaya dağları ortaya çıkmıştır. Yerkabuğunun kıvrılmasıyla oluştukları için bu dağlara "kıvrım dağlan" denir.




İtalya sınırına yakın Matterhorn Dağı'nın eteğinde kurulmuş bir İsviçre kenti olan Zermatt, eşsiz bir manzaraya sahiptir



Tepeler, Buzullar, Irmaklar ve Göller


Alp Dağları'nda Mont Blanc, Jungfrau ve Matterhorn gibi, çoğu 4.000 metreyi aşan yüksek doruklar vardır. Alpler'in yüksekle­rinde rehberleriyle birlikte tırmanan dağcı gruplara rastlanabilir. Dorukları yazın bile karla kaplı kayalık tepelerde kaya kartalı, kuzgun, kartavuğu, dağ kargası gibi soğuğa dayanıklı kuş türleri yaşar. Doruklarda büyük fırtınalar kopar; zaman zaman da büyük bir uğultuyla çığ düşer. Yüksek vadilerde, kalın kar örtüsünün ağırlığıyla alt katmanlar buza dönüşür. Buz­lar, yavaş yavaş aşağıya doğru kayarak tehli keli yarıkları olan buzulları oluşturur. Alp Dağları'ndaki en büyük ve en güzel buzullar­dan biri Fransa'daki Mer de Glace'tır ("buz denizi").
Hareket eden buzul, dağın yamacından aşağıya kayarken vadinin kenarlarını ve taba­nını aşındırır, kaya parçalannı ve toprağı da birlikte sürükler; sonra aşağılardaki daha sıcak havada erimeye başlar ve bir akarsuya dönüşür. Sürüklediği kaya parçalan dibine çöker. Buzultaş adı verilen bu tortular daha aşağılardaki vadilerde yığılıp kalırsa, akarsu­yun yolu kesilerek bir göl oluşabilir. Alpler'in İsviçre ve İtalya'daki uzantılarında Cenevre, Luzern, Lugano ve Zürich gölleri gibi birçoğu bu yolla oluşmuş güzel dağ gölleri vardır.


Kayakçı Gözüyle Alpler


Bir dağdan aşağı kaymak isteyen kişi önce teleferikle birkaç yüz metre yukarı çıkar. Teleferik, eğimli bir tel halata asılı olan ve vadiye yerleştirilmiş bir makineyle çekilen, üstü kapalı, kutu biçiminde bir taşıma aracı­dır. Tanınmış kayak merkezlerinde kayakçı­lar, yüksek yamaçlara çabucak çıkmak için "telesiyej" ya da "teleski" denilen bir ya da iki kişilik teleferik benzeri araçlardan da yararlanırlar.

Kayakçı aşağı kayarken hızını kesmek iste­miyorsa yüksek bölümlerdeki daracık düz­lüklerde dikkatli olmalıdır. Bu yükseklikte,
uzun kış boyunca kalın bir kar tabakası oluşursa da, kayak mevsiminde kar yer yer erimeye, belki de yemyeşil otlar çıkmaya, Alp gülleri ve centiyanlar gibi göz alıcı çiçekler açmaya başlamıştır .

Kar eridikten sonra çiçekler gibi renk renk kelebeklerin uçuştuğu çayırlar belirir. Kar eriyince, köylüler vadideki sığırlarını tepede­ki otlaklara çıkarırlar. İlkbahar boyunca "şa-le" denilen, alçak, ahşap dağ evlerinde otu­rurlar; sığırlar da çayırlarda otlar.

Kayakçının bundan sonra geleceği yer la­din, köknar ve öbür yaprak dökmeyen ağaçla­rın oluşturduğu bir orman kuşağıdır. Bu ağaçların odunu ya yakacak ya da kereste olarak kullanılır. Alp Dağlan'nda mavi tav­şan ve marmot hâlâ görülebilir, ama kayakçı­nın ünlü Alp dağkeçisini ya da gerçek "şa-mua" derisinin elde edildiği kır keçiyi (elik) görebilmesi için çok şanslı olması gerekir.

Kayakçı daha alt yamaçlara doğru hızla inerken, meşe, kayın, dişbudak gibi kışın yapraklarını döken ağaçların arasından ve yaz gelince tahıl ve sebzelerin yetiştirileceği düz­lüklerden geçer. Öte yandan genellikle güneş görmeyen alanlar ise ilkbaharda ve yazın sığırlar için otlak olarak kullanılır. Artık vadide inek ve koyunların boyunlarına takılan çanların şıngırtısı duyulmaya başlamış, kar da görülmez olmuştur. Kayakçı birazdan bir durak noktasına gelecek, kayaklarını çıkara­rak oteline doğru yürüyecektir. Yolda meyve ağaçlan ve eğer Alp Dağlan'nın İtalya'ya bakan yanmdaysa üzüm bağlan görebilir.


Geçitler Boyunca Gezi


Alp Dağları'ndaki geçitler yılın büyük bölü­münde karla kaplıdır. Ama bu güçlükler İÖ 218'de Roma'ya saldırmak üzere Alp Dağla-rı'nı fillerle aştığı ünlü seferi sırasında Hanni-bal'i durduramadı (bak. Kartaca savaşları). 2.000 yıl sonra Napolyon'un toplannı askerle­rine çektirerek Büyük St. Bernard Geçidi'ni aşmasını da engelleyemedi.

Gene de, eskiden çok az sayıda kişi ancak gerektiğinde kışın bu dağlan aşmaya kalkı­yordu. Bunu denerken de çoğu zaman kar fırtınalarında kayboluyorlardı. Alp Dağlan' nın merkezindeki St. Bernard Manastın ya­kınında kaybolanlar şanslıydılar; çünkü bura­daki rahipler, karda kaybolan insanların bu­lunması için, eskiden beri ünlü senbernar kö­peklerini eğitmektedirler.
Günümüzde demiryolları, motorlu araçlar ve uçaklar dağların istendiği zaman aşılmasını kolaylaştırmıştır.

Avusturya ile İtalya arasın­daki Brenner Geçidi dışında bütün geçitler tren için çok dik olduğundan, demiryolları yapılırken mühendisler uzun tüneller açtılar. Fransa'dan İtalya'ya giden yolda 12 kilomet­relik Mont Cenis Tüneli vardır. 20 kilometre­lik Simplon Tüneli ile 15 kilometrelik St. Gotthard Tüneli ise İsviçre ve Almanya'dan İtalya'ya giden yoldadır. Geçitlerin birçoğun­dan karayolu geçer. 1964'te açılan, yaklaşık 6 km uzunluğundaki Büyük St. Bernard Tüneli ve 1965'te açılan, yaklaşık 12 km uzunluğun­daki Mont Blanc Tüneli de yeni karayolu bağ­lantıları sağlamıştır.


Kaynak: MsXLabs.org & Temel Britannica

Hiç yorum yok: