SKEÇLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SKEÇLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2013 Salı

ÖĞRETMEN OLMAK İSTİYORUM (ORATORYO


ÖĞRETMEN OLMAK İSTİYORUM (ORATORYO)

MELEK A..Ben öğretmen olmak istiyorum.
Ben,şairimin mısralarında dil,
...........Genç kızımın gergefinde nakış nakış gül,

MURAT..Aşığımın sazında tel,
Öpülesi bir el olmak istiyorum.

KORO....BEN ÖĞRETMEN OLMAK İSTİYORUM...

AYFER..Ben çaresizliğin filizlendiği yerde ümit,

.........Korkunun mayalandığı yerde yürek,

EMİNE H..Güçsüzlüğün güçlendiği yerde bilek olmak istiyorum.
KORO...BEN ÖĞRETMEN OLMAK İSTİYORUM...

ÜMRAN.Şu öksüz yavruya sımsıcak kucak,
Şu yetim çocuğa yanan bir ocak.

MELEK Y..Çorak topraklara yağan yağmur,
Azgın sulara bende,

..........Mehmet’imin elinde çağlar açan kılıç,
Doktorumun elinde derman saçan neşter.

AYFER..Ben ana

MURAT..Ben baba

............Ben Fatih

............Ben Mimar Sinan olmak istiyorum.

KORO...BEN ÖĞRETMEN OLMAK İSTİYORUM.

MUSTAFA K..Vatan evladına Türklüğü öğretmek için

...............İstiklal Marşı’nı gururla söyletmek için,

...........Milletimi”muassır medeniyet seviyesine” yükseltmek için.

ÜMRAN...Ben zehirli mantarların,ayrık otlarının boy attığı
….Verimsiz bir toprak değil.....

HÜSEYİN...Ben,kırlarında elvan elvan çiçeklerin açtığı
Pınarından susayanın içtiği
Çiftçisinin başak başak kardeşliği biçtiği
Bir vatan olmak istiyorum

KORO....BEN ÖĞRETMEN OLMAK İSTİYORUM...

İSMAİL..Ben ,Hakk’a yönelen alınlarda nur
Vatan topraklarını çevreleyen sur

..........Mehmetçiğin göğsünde iman
Gençliğimin damarında asil kan.

..........Ben zulme eğilmeyen baş
Ben Türklük için ağlayan gözlerde yaş.

MELEK A....Barışta güvercin,savaşta kartal olmak istiyorum.

KORO...BEN ÖĞRETMEN OLMAK İSTİYORUM...

MELEK Y...Ben öğretmen olmasam diyorum..
O zaman kim öğretir güzel Türkçemi
Henüz anne diyen dillere

.........Kim öğretir insanlığı,duyguyu genç nesillere

.........Kim öğretir büyüğünü saymayı
Küçüğünü şefkat ile sevmeyi

KORO... VATAN İÇİN ,MİLLET İÇİN GÖZ KIRPMADAN
ÖLMEYİ

ÖMER....Ben öğretmen olmalıyım diyorum

KORO.....ÇÜNKÜ VATANIMI SEVERİM
BİLİRİM VATAN İÇİN ÖLMESİNİ
ALNIMDA ŞEREF TACIDIR
TARİHİM,CUMHURİYETİM,TÜRKLÜĞÜM....

HAMİ..Sen öğretmen olmalısın kardeşim..

MUSTAFA A.Sen namussun,vicdansın,adaletsin..

..............Sen müsbet ilimsin kardeşim

..............Sen irfansın,inançsın geleceğimi aydınlatan...

KORO.......SEN BURAM BURAM TÜTEN VATAN SEVGİSİ
SEN BURCU BURCU KOKAN TÜRKLÜK DUYGUSUSUN
SEN ÖĞRETMEN OLMALISIN KARDEŞİM
SEN ÖĞRETMEN OLMALISIN......


3 Mart 2013 Pazar

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ İLE İLGİLİ SKEÇGÜLSÜMÜN KISMETİ (TİYATROLAR, SKEÇLER, PİYESLER)


GÜLSÜMÜN KISMETİ (TİYATROLAR, SKEÇLER, PİYESLER)



BABA : Biliyor musun Hanım, Gülsüm’e ne çıktı?
ANNE : Piyango mu çıktı yoksa bey?
BABA : Onun gibi bir şey, bil bakalım.
ANNE : Kısbet mi çıktı?
BABA : Pehlivan mı bu? Ne kısbeti? Kısmet demek istedin herhalde.
ANNE : He ya, tam onu diyecektim.
BABA : Aferin sana, evet ondan çıktı.
ANNE : Peki kim?
BABA : Kim kim?
ANNE : Herif, kısmet kim?
BABA : Kısmet de kim?
ANNE : Ayol, Gülsüm´e çıkan kısmet kim?
BABA : Düşünüyorum, sen de düşün.
ANNE__ : Olur.
GÜLSÜM : Ana, baba, ne oluyor burada?
ANNE : Ne bağırıyorsun kız! Otur sen de düşün.
GÜLSÜM : Oluur.
BABA : Yahu Hanım, ne düşünüyoruz biz?
ANNE : Gülsüm´e çıkan kısmetin adını...
GÜLSÜM : Nee! Bana kısmet mi çıktı?
BABA : He ya...
GÜLSÜM : Ne duruyorsunuz öyleyse, verin gitsin.
BABA : Kime vereceğiz kız?
GÜLSÜM : İsteyen adama...
BABA : O kim? îşte onu düşünüyoruz.
GÜLSÜM : Baba, beni kim istedi?
BABA : Karşı köyden biri.
ANNE : Herif, madem biliyordun neden söylemedin?
BABA : Ne düşünüyorduk demin biz?
ANNE : Gülsüm´ün kısmetini düşünüyorduk!
BABA : Hay Allah ben de ne düşünüyoruz diye düşünüyordum.
GÜLSÜM : Peki kim bu adam baba?
BABA : Çiftçi. Seni de şehzade istemez ya...
GÜLSÜM : Nerede görmüş beni?
BABA : Görmemiş ki...
ANNE : Bey, bu nasıl iş? Kızı görmeden mi alacak bu adam?
BABA : Görmeden olur mu kadın? Görecek tabi.
ANNE : Ne zaman?
BABA : Nerdeyse gelir.
GÜLSÜM : Amanın! Ana kız, hemen ortalığı toparlayalım.
BABA : Kapı çalınıyor, kim o?
DÜNÜR : Benim, haber yollamıştım. Aldınız mıydı?
BABA : Haber bu, kaybolur mu? Aldık tabi.
ANNE : Gülsüm! Gel kız buraya!
GÜLSÜM : Süsleniyorum ayol, herif gelip beni böyle mi görsün?
BABA : Şeey, bizim kızımız biraz şeydir...
ANNE : Akılsız...
DÜNÜR : Aman efendim, akıllı kadın daha tehlikeli olur.
BABA : Zaten ben hiç akıllı kadın görmedim.
GÜLSÜM : İşte geldim. Deminden beri ne bağırıp duruyorsunuz yahu? Bu da kim?
BABA : İşte, bu kısmetin...
DÜNÜR : Adım İsmet.
ANNE : Kızım hele bi sor. Kısmet efendi ne içmek ister?
GÜLSÜM : Ne içecek! Şıra tabii.
DÜNÜR : Neden?
GÜLSÜM : Bizim şıramız iyi de ondan. Aptal değilsen şıra içersin.
BABA : Kusura bakma oğul bizim kız kıt akıllıdır.
DÜNÜR : Aman aman, böylesi daha iyi.
GÜLSÜM : Anaaaa, anaaaaa, üüüüüüüüü,üüüüü...
ANNE : Ne oldu kız? Niye ağlıyorsun?
GÜLSÜM : Ağlarım tabi.
ANNE : Kız, kocaya gidiyorum diye ağlanır mı?
GÜLSÜM : Ona ağlamıyorum. Şu baltaya ağlıyorum.
ANNE : Baltanın nesine ağlıyorsun?
GÜLSÜM : Ben evlenince çocuğum olmayacak mı?
ANNE_ : Olacaak!
GÜLSÜM : Çocuk buraya şıra olmaya gelmiyecek mi?
ANNE_ :Geleceek!
GÜLSÜM : O balta yavrumun kafasına düşerse ya...
ANNE : Essahtan kuz. Vah benim torunum. Vay talihsiz yavrum!
BABA : Nooluyor orada be!
ANNE : Beey, bey yetiş!
BABA . :Noldu?
ANNE : Bu balta ilerde torunumuzun kafasına düşerse nolur halimizİ bir düşünsene...
BABA : Amanın, bunu ben hiç düşünmemiştim yahu. Vay torunum/
DÜNÜR : Yahu sabahtan beri sizi dinliyorum oradan. Çok safsınız ha...
BABA : Vay yavrum, oy torunum, ooy!
DÜNÜR : Yahu kesin şu ağlamayı. Bakın baltayı aldım oradan. Artık çocuğunuza bir şey olmaz.
BABA : Vaay, ne kadar akıllıymış bu kısmet yav! Allah razı olsun evladım.
DÜNÜR : Bakın, ben Gülsüm´ü akıllı değil diye alacaktım ama, dünyanın en aptal kızıyla da evlenemem.
GÜLSÜM : Ana, ana, almayacak bu adam beni!
DÜNÜR : Belki en aptal değildir. Bunu öğreneceğim.
BABA : Nereden öğreneceksin?
DÜNÜR : Şimdi yola düşeceğim. Eğer kızınızdan daha aptal birini görürsem gelir kızınızla
evlenirim. Beni beklesin.
BABA : Zaten kim alır ki onu? Mecbur bekleyecek.
GÜLSÜM : Benden aptal insan yoktur dünyada. Bulamaz. Evlenemiyeceğim.
DÜNÜR : Sözüm söz. Hadi hoşça kalın
BABA : Merak etme kızım, buralar aptal doludur. Döner alır seni.
- sahnenin önünde
DÜNÜR : Kolay gelsin hemşerim!
ÇOBAN : Kolaysa başına gelsin. Anamdan emdiğim süt burnumdan geldi.
DÜNÜR : Ne yapmaya çalışıyorsun?
ÇOBAN : Eşeği yukarı, ağaca çıkaracağım.
DÜNÜR : Zor bir iş ama, eşek ağaçta ne yapacak?
ÇOBAN : Görmüyor musun, hayvanın karnı aç. Hadi aslanım, çık yukarı.
DÜNÜR : İyi de eşek ağaçta ne yapacak?
ÇOBAN : Manzara seyredecek! Tövbe yarabbi! Karnını doyuracak karnını!
DÜNÜR : Yani ağaca karnını doyurmak için mi çıkacak?
ÇOBAN : Len git işine! Sorgu meleği misin sen?
DÜNÜR : Kızma, sahiden merak ettim.
ÇOBAN : Ağaçta ne var?
DÜNÜR : Yapraak...
ÇOBAN : Haa, demek kör değilsin. Ya kör olmalıydın ya aptal. Demek ki kör değilsin.
DÜNÜR : Eşek ağaçta ne yapacak?
ÇOBAN : Len hemşerim, "hayvan aç" diyorum.
DÜNÜR : Haa, anladım. Çıkarıp onları yedireceksin.
ÇOBAN : Afferin sana.
DÜNÜR : Ama şöyle yapsan, dalı tutup aşağı çeksen öyle yedirsen daha kolay olmaz mı?
ÇOBAN : Vaay canına!...
DÜNÜR :Yaa!...
ÇOBAN : Yahu sen sandığım gibi aptal değilmişsin be.
DÜNÜR : Sana bu kadarı yeter. Hadi eyvallah.
ÇOBAN : Uğurlar ola!
sahnede --------------
GÜLSÜM : Hoş geldiniz. Bak geçen gün şıranı içmemiştin. Sakladım. îç.
DÜNÜR : Yani sen üç gündür elinde bardakla beni mi bekledin?
GÜLSÜM : Ne var bunda? Başka işim mi var ki?...
DÜNÜR : Ya hiç gelmeseydim?
GÜLSÜM : Babam "mutlaka geri döner" dedi. Benden daha aptal insan çokmuş. Söyle bakalım beni alacak mısın?
DÜNÜR : Alacağım Gülsüm
GÜLSÜM : Yaşasın, demek benden aptallar da var şu dünyada. Ne gördün, anlatsana. DÜNÜR : Bir adam gördüm. Aç olan eşeği zorla ağaca çıkarmaya çalışıyordu. Eşek ağaca çıkınca oradaki dalları yiyecekmiş. Zavallı hayvanı itip duruyordu.
GÜLSÜM : Hah hah hah ha! Aptal adam. Eşek öyle itmeyle ağaca çıkar mı? Önce kendi ağaca çıkıp, sonra iple eşeği yukarı çekseydi ya!.

31 Ocak 2011 Pazartesi

HACCA GİTMENİN ÖNEMİ (DİNİ PİYES)

HACCA GİTMENİN ÖNEMİ (DİNİ PİYES) 
ŞAHISLAR :ZİŞAN, FEHİMAN, GÜZİN, FİKRET, ORHAN, SELMA, SEDA, FAZİLET.
Zişan:Fehiman,kızım,ben çıkayım artık,yemeği üstüne koydum. Çocuklar gelinceye kadar pişer, siz birlikte karnınızı doyurun. Aman,hiçte gözüm kesmiyor ki,o yokuşu nasıl çıkacağım şimdi?
Fehiman:Anneciğim,gitmek zorunda mısın? Bu kaç oldu,her gün bir hacıya gidiyorsunuz.
Zişan:Ne yapayım kızım,adet olmuş. Gitmesem olmaz.
Fehiman:Ay bu adetler hiç bitmeyecek mi? Önce göndermeye git,sonra karşılamaya. Hele yakın akraba ise günlerce git gel,anlamıyorum bundan ne anlıyorlar.
Zişan:Öyle deme kızım,alışın. Yaşadığımız toplumun adetleri bunlar. Ne yapacaksın.
Fehiman:Hiçte alışmak istemiyorum anneciğim. Bana kalırsa siz de terk edin bu alışkanlıkları.
Zişan:Sen ne diyorsun kızım? Öyle şartlanmışız ki,namaz terk edilir,bunar terk edilmez. Neyse ben çıkayım artık,hediyemi hazırlamıştın değil mi?
(FON)
Fazilet:Üzülme Zişan Hanım,nasip kısmet. Sen de bir gün gidersin. Bak ben umar mıydım? Bu üç oldu.
Zişan:Gitgide umudum azalıyor. Hep engeller var. Bak bu yıl da olmadı. Ne şanslısın Selma hanım, demek sen de bu yıl gidiyorsun.
Selma:Ne şansı,gitmek isteyen kim? Eşimin zoruyla,mecburen gidiyorum. Bu yaşta ne işim var benim hacda?
Fazilet:Selma’nın işleri Zişan hanım,bu her kula nasip olmaz ki.
Selma:Fazilet abla,şimdi hacca gittim mi artık onun şartlarını tutmam lazım.
Zişan:Ne şartı varmış hacılığın? Namazın bir şartı da abdest idi ama,hacın şartlarından haberim yok.
Selma:Ay geçen yıl eşim gitmişti,burnumdan geldi. Hacı hanımısın,artık streç giyme,hacı hanımısın, artık makyaj yapma. Günlerce bana evde başörtüsü taktırdılar.
Zişan: (Gülerek) İyi ya işte,kötü şey istememişler.
Selma:Sürekli bana; “Kızım bırak şu kahkahayı. Ne çarşısı,hacı hanımı öyle çarşı Pazar dolaşır mıymış?” deyip duruyorlardı,şimdi bir de beni götürüyorlar. Ohhh zaten ben de gidince bol bol alışveriş yapacağım oralarda.
Fazilet:Olmaz kızım,git gel,bütün şartlarını tut. Hacı olduktan sonra artık günah işlenmez.
Zişan:Fazilet,nasıl becerecek günah işlememeyi?
Fazilet:Yapacak artık,mecbur. Baş açmak yok,dedikodu yok,makyaj yapılmaz,pantolon giyilmez.
Zişan:Hıı demek bunları ben yapabilirim.
Fazilet: (Gülerek) İlahi Zişan hanım,bu yaştan sonra olur mu?Bırak şakayı.
Zişan:O zaman gençler mi yapabilir?
Fazilet:İşte,gençler de yapmazsa iyi de,biz hiç yapamayız.
Zişan:Beni katma,ben hacca gitmedim.
Selam:Çok şanslısınız Zişan abla,keşke senin yerinde olsaydım. Bu yaşa kadar istediğin gibi yaşamışsın. Ne güzel.
(İKİ,ÜÇ ADIM SESİ)
Seda:Zişan teyze,zemzeminiz.
Fazilet:Kıble böyle Zişan hanım.
Zişan:Kıble mi? Ben namazımı kılıp çıktım Fazilet.
Fazilet:Zemzem için Zişan hanım,sevaptır. Dönün böyle,ayağa da kalkmadınız.
Zişan:Aman bir yudumcuk suya talim yaptırma Fazilet.Bekleme Sedacığım,kaç gündür senin de ayakların ağrımıştır.
Seda:Bir şey olmaz,alışkınım. Hurmayı yanınıza bırakayım.
Fazilet:Kızım,el bezi de getir.(Fısıldayarak) Kızım,paket hazır mı?
Seda:Bir şey kalmadı ki anne.
Fazilet:Babana telefon aç,akşama kınayla tülbent getirsin. Olanı koy artık.
Selma: (Fısıldayarak) Ya Zişan abla,işte böyle. Bir sürahi suya,bir fincan zemzem kat,ondan sonra da akşama kadar talim yap. Eşim orada akan zemzemden ayağını yıkamış,buraya da gelince mübareğin damlası altın oluyor.
Fazilet: (Umursamaz) Sevap sevap. Bakın orada çektiğimiz fotoğrafları da göstereyim size... Bu defa şeytanı taşlarken öne kadar geçtim. Mehmet’te sinirlendi; “Ezilecektin az daha” dedi. Ah mübarek yerler,ha şuram yanıyor,bir daha gideceğim inşallah.
Zişan:Bırak ,yeter Fazilet hanım.Dua et de,biz gidelim artık.
Fazilet:Yoo,sen de gidersin inşallah,ama ben yine niyetliyim bir umre yapmaya.
Selam:Zişan abla, Fazilet abla neler neler alıyor oralardan. Hele bu defa getirdiklerini bi görsen.......... yatak örtüleri,minder yüzleri, hiii çeşit çeşit şallar. Ay her gün bir tane atıp omzuna gezeceksin.
(FON)
Fehiman:Yine mi getirdin anne? Evimiz boncuk dolu. Neyse ki hurmalar yeniyor. Kına da epeyi birikti.
Zişan:Babaannen kınayı seviniyor. Mübarek yerlerin kokusu geliyor diye ağlaya ağlaya yakıyor başına.
Güzin:Iıığ,abla yeme,hurmalar kurtlu...
Fehiman:Yaa yine mi? Ben de sevinmiştim,yine yiyemeyecek miyim?
Güzin:Anneciğim,arkadaşım bu tesbihlerden set yapmış. Biz de yapalım mı? Bak bunun rengi geçen getirdiğine uyar. İki taneden set çıkıyormuş.
Zişan:Olmaz kızım,tespih ne de olsa.
Fehiman:Aman anne,boncuk işte.
Zişan:Kızım lütfen,o kadar da değil. O Allah’ı zikretmeye araç oluyor. Görüyorsun herkes kullanıyor.
Fehiman:Hiç de iyi yapmıyorlar. Ben dergide okumuştum,hiç İslam’la alakası olmayan,hatta İslam’a düşmanlık yapan bazı ülkeler her yıl hacılar üzerinden tespih ticaretiyle ne kazançlar elde ediyorlarmış. Şu tesbihe bak,artık naylonlardan yapıldığı nasıl belli.
Zişan:Hiç bu yönünü düşünmemiştim.
Fehiman:Bir de diyorsunuz ki zikir aracı. Hiç olur mu anneciğim? Bizim Allah’ı zikretmemiz için araç gerece mi ihtiyacımız var?
Güzin:Abla hatırlıyor musun geçen yıl ekranda gösterilen suç aletlerini? Tesbih,takke,seccade.... Ay ne gülmüştük,çok komikti. Anne bu defa takke getirmediniz mi?
Zişan:Aman kızım,tesbih neyse de,o takke denilen şey neyin nesiyse benim de hiç hoşuma gitmiyor. Ağlama duvarının önündeki Yahudiler geliyor aklıma.
Fehiman:Seccade de bunlara benziyor bence. Birkaç necis şeyden arınmak dışında temizlik şartı yokken, hatta toprağa bile secde edilebilirken, temiz halıların üzerinde secde edilmiyor.
Zişan:Alışmışız kızım. Seccade sermezsem elbisemin kolları kirlenecek sanıyorum. İyi oluyor vallahi.
Fehiman:Bence iyi olmuyor,insanlar namaz kılmaktan çok seccadelerle uğraşıyorlar. Şükriye’nin yaptığı seccadeleri görmüyor musun? İşlemek için kaç ay uğraşıyor,tekrar da sırınması için Sivas’a gönderiliyor.
Güzin:Aman,Şükriye’de üstünde şükretmeyi bilse bari.
Zişan:Yapar kızım ileride. Nasılsa doğru düzgün bir şeylerle uğraşmıyordu. Sizinle kitap okumaya bile heveslendiremedim. Dur bununla uğraşsın işte.
Fehiman:Doğru ya,sokaklarda gezmesinden iyidir.
Zişan:Hele geçen yaptığı çok antika bir şey olmuş. Kur’an kabını,şasesini takım işlemiş. (ARALIKSIZ ZİL SESİ) Fikret’tir.
(KAPIYI AÇMA SESİ)
Güzin:Yeter Fikret. Niye çekmiyorsun elini zilden?
Fikret:Sizde çabuk açın. Acımdan öldüm. Öfff,hurma.
Zişan:Aleyküm selam oğlum.
Fikret: (şımararak) Selamun Aleyküm. Hani başka bir şey yok mu? (POŞET,EŞYA SESİ) Bu tesbihi beğenmedim. Niye takke yok? Yoksa sakladınız mı?
Güzin:Artık Müslümanlar Yahudilere benzemeyecekmiş.
Fikret:Kel alaka.... Kim benziyor ki şimdi Yahudiye? (Unutma Fikret bir yandan hurmaları yiyorsun.)
Fehiman: ‘Yahudileşme temayülü’ diye bir kitap vardı ya.
Fikret:Hııı,hatırladım. O kitapta,Yahudilerin başında da takke olduğu yazıyordu. (Sinirli) Ben bir daha takmam,onlara benzemek istemem. Üfff bilsem  ki onlar hurma yiyor,bunu da yemem. Hurma nefis ama.
Güzin:Bence hiçte değil.
Fikret:Niye? Hani sen de seviyordun.
Güzin:Sen yiyesin diye bitirmedim. Hadi onu da ye.
Fikret:Oooh,iyi ki de şu hacılar varmış. Iığğ annee kurda bak.
(Gülüşürler)
Fikret:Yaa niye söylemediniz? Hepsi mi kurtluydu?
Güzin:Ne bilelim,sormadın ki,gelir gelmez saldırdın. Bak babama da bırakmadın.
(FON)
Orhan:Fikret,ceketimin cebinde hurma vardı. Getir de paylaşalım.
Zişan:Hacıya mı gittin?
Orhan:Evet,Hamdi Beye uğradım. Baktım dükkan kalabalık,ben de bir hurma aldım çıktım.
Zişan:Orhan,bir hevesleniyorum ki, biz ne zaman gideceğiz?
Orhan:Sabırlı ol hanım. Bu heves işi değil,bir ibadet. Ona yol bulabilenlerin yapabileceği bir ibadet.
Zişan:Bu gidişle biz yol bulamayacak gibiyiz.
Orhan:Seni pek ümitlendirmek istemiyordum ama bu yıl gidebilecek gibiyiz. Eylülden sonra hiç ödemem kalmıyor. Bir kenarda da inşallah biraz para da birikir.
Zişan:Olmaz Orhan,bunun bir de hediyesi var. İyi bir şeyler getirmek gerek.
Orhan:Öyle düşünürsek bu yıl da erteleyebiliriz. Yarım elma,gönül alma, ufak tefek alsak olmaz mı?
Zişan:Yok Orhan yok. Göndermeye gelirken neler getiriyorlar. Ona göre de hediye bekliyorlar.
Orhan:Bir de gönderirken mi hediye gelecek?
Zişan:Yaa ne sandın. Çoğu ta geçirmeye geliyor. Seninle birlikte duygulanıp ağlıyorlar. Eli boş, ufak tefekle dönülür mü?
Orhan:Biz de kimseye haber vermeden gitsek? Sadece bir iki büyüğün duasını alıp çıkalım.
Zişan:Olmaz olmaz.
Orhan:Zişan biz hacı olmaya mı gidiyoruz,gönül mü avutuyoruz? (ZİŞAN GÜLER) Niye güldün?
Zişan:Babamın bir sözünü hatırladım. Hani derdi ya; “Namaz kılınca namazi oluyor musun ki, hacca gidince de hacı olasın. Üstelik namazı günde beş kez,hacı ömründe bir kez ifa ediyorsun.....”

2 Aralık 2010 Perşembe

MEYVELER (YERLİ MALI) (TİYATRO OYUNLARI, SKEÇLER, PİYESLER)

MEYVELER (YERLİ MALI) 

ELMA
Ağacım, yaprağım var,
Gül kokan toprağım var.
Amasya elmasıyım
Meyvelerin hasıyım.

Yanağı al al olur,
Beni yiyen çocuğun.
Damağı bal bal olur,
Elma diyen çocuğun.

Bu yurdun öz malıyım,
Ağızların balıyım.


PORTAKAL
Tanıdınız değil mi?
Benim adım portakal
Çocuklar yalvarıyor,
Aman gitme! Burda kal.

Geliyorum güneşli,
Akdeniz illerinden.
Vitaminlerim düşmez,
Doktorların dilinden.

Ağıza tat veririm,
Yurdun öz meyvesiyim.


ÜZÜM

İzmir'de sarı kızım,
Antep'te kara üzüm.
Kurusu, tazesi var,
Ye de doy iki gözüm.

Zilenin pekmeziyim,
Ankara'nın şırası.
Tadıma doyum olmaz,
Al ye geldi sırası.

Sarı , mavi, mor renkli
Bir bürümcük halısıyım
Aslımı sorarsanız
Ben de yerli malıyım.

KESTANE

Yeşil Bursa deyince
Akla gelir kestane.
Yiyenler asla görmez
Ne hastalık , hastane.

Uzun kış geceleri,
Kestane kavurarak,
Kurt masalı dinlenir,
Dumanlar savurarak.

Saklanırım yıl boyu,
Bir dikenli yumakta.
Vücuduna güç gelsin,
Al ye tadıma bak da.

Ey Bursalı, Bursalı!
Kestane yurdun malı,

FINDIK

Giresun benim yurdum,
Yeşil deyince durdum.
İnce dallar arasında
Minicik yuva kurdum.

Giresun'da kayıklar,
Kızlar beni ayıklar,
Mini mini çocuklar
Fındık diye sayıklar

Bol yağlı nişastalı,
Yerli malıyım malı.

CEVİZ
Benim yurdum baştan başa
Anadolu yaylası.
Yeşil yaprak altında
Dururum dizi dizi.

Ağızların tadıyım,
Baklavanın çeyizi.
Sorun bakın çocuklara,
Kim sevmezmiş cevizi?

Ulu ağaçlarda hep,
Sallanır, serin serin.
Yapraklarım derseniz,
Narindir, hepsi narin.

Yerli malı deyince
Unutmayın cevizi

KAYISI
Reçeli çok severler
Biliyorum çocuklar.
Hangisi sorun bakın
Reçelin en iyisi.

Şaşmadan diyecekler
Elbetteki kayısı.
Şeftalinin kızıyım,
Eriğin de dayısı.

Reçelimi bulamazsan
Dalımdan kopar da ye.
Farkına varamazsın
Hangisi en iyisi?

Ünüm tuttu dört yanı,
Malatya kayısısı.


ÖĞRENCİLER
Hepiniz hoş geldiniz.
Bize sağlık verdiniz,
Soframıza afiyet,
Vücudumuza sıhhat.

Ağzımızda tatsınız,
Hem de başımızda taç.
Sizler varken biz neden
Olalım ele muhtaç?

Yerli yemiş yiyerek
Gülelim eğlenelim.
Yurdumuz bir cennettir,
Kıymetini bilelim…