AİLE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
AİLE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ekim 2009 Pazartesi

Aile Kuralları Sağlıklı Bir Ailede Sorunları Çözmek İçin Kullanılan Yöntemler:

Aile Kuralları

Her aile gerek açık gerekse kapalı olarak kurallarını belirlemiştir. Sağlıklı ailede kurallar gizli değil açık olarak belirlenmiştir. Aile içindeki bireyler birbirlerinin iyi tanırlar, duygular karşılıklı olarak hissedilir. Evde eşitlik söz konusudur. Mutlaka ki zaman zaman her evde küçük de olsa çatışmalar yaşanır. Hiç çatışma yaşanmayan bir evde büyük olasılıkla maskeler takılıdır. Yani sosyal maskeler ileti-şimde bulunuyordur. Çatışma uzun süreli ilişki içinde olan kişiler arasında doğal olarak ortaya çıkar. Önemli olan çatışmanın çıkmasını önlemek değil, çatışma çıktığı zaman kişilerin birbirleriyle nasıl etkileşim kuracağının bilinmesidir. Aralarında çıkan çatışmayı birbirlerini kırmadan çözebilme becerisini gösteren çiftler sağlıklı bir aile kurar.

Sağlıklı Bir Ailede Sorunları Çözmek İçin Kullanılan Yöntemler:


oDuygu ve düşünceler olduğu gibi,abartılmadan ortaya konulmalıdır (Bu tutuma kendine güvenli ve kendine saygılı tutum diyoruz. Bu tutum içinde olan kişiler hem kendilerine hem de baş-kalarına saygı gösterirler.)

oSorunlar şimdiki bağlam içinde ele alınmalı ve eski birikimler işin içine so-kulmamalıdır oKesinlikle öğüt verme kullanılmamalı, davranışlar somut bir biçimde ayrıntılı olarak ele alınmalıdır.

oYargılamaya gidilmemeli, kişiler kendi duygu ve düşüncelerini ifade edebilmeli-dirler.

o Duygu ve düşünceler, ne az ne eksik, olduğu gibi olduğu gibi ifade edilmelidir; karşısındakinin ne beklediğine ya da en mükemmel olması gerektiğine göre ifadeler aranmamalıdır.

oKonunun özü ile konuya ilişkin olmayan ayrıntılar birbirinden ayırt edilmelidir. Örneğin siz çocuğunuza "iki saat geciktin" dediğinizde, çocuğunuz size: "hayır bir saat kırk beş dakika geciktim" dememelidir.

oSorun çözmede etkin dinleme kullanıl-malıdır.

oBelirli bir zaman konusu içinde ancak bir çatışma üzerinde durulmalı, başka çatışma konuları çatışmaya katılmamalı.

Örneğin: "hem geç kalıyorsun hem de bana yardım etmiyorsun" diyerek iki konuyu birden ortaya atmamak gerekir.
Birinin haklı çıkması yerine her iki ta-rafın da anlaşabileceği bir çözüme yönelmek gerekir. "ben haklıyım, sen yan-lış hareket ediyorsun" tarzında davran-mamak gerekir. Diyalog, "onların konuşması, bizim yanıt vermemizdir." veya yanıt vermeyip bir gülümsemeyle -ama bildiğini ifade eden bir gülümsemeyle-başımızı sallayarak sorunlarını anladığımızı, tam olarak anladığımızı ve karşılıklı konuştuğumuz takdirde sorunu çözebileceğimizi anlamalarını sağlamamızdır. Çünkü, birisiyle konuşmak, yani diyalog, güven oluşturur ve güven de bizim her şeyden çok gereksinimimiz olan şeydir. Stefan Haym

Sağlıksız Ailede Gizli Kurallar:

Sağlıksız ailede kurallar bilinçaltındadır. Gizli ya da açığa çıkmamıştır. Bu kuralları kimse tartışamaz. İşte sağlıksız ailede geçerli olan kurallar şunlardır:

1. Denetleme:
Çocuk duygu ve düşüncelerini ifade ederken hep korku içindedir. Ya da duygularını ifade edemez, bastırır. Söyleyeceklerini hep önceden kestirmek zorun-dadır. Kendiliğinden ortaya çıkan davranış kötüdür, affedilmez. Bu tür ailelerde sağ-lıklı bir güven ortamı söz konusu değildir.

2. Mükemmeliyetçilik:
Yapılan her işte, girilen her sınavda kişinin mükemmel ol-ması beklenir. Her şey göstermeliktir, başkasının beğenmesi için yapılır. Mükemmeli-yetçilik kişinin kendi gerçeğinin hiçbir değeri olmadığını kendi düşünüş ve değer-lendirilişinin önemsiz olduğunu ifade eder. Bu ortamda yetişen çocuğun temel duygusu umutsuzluktur. Kendilerini değersiz, yetersiz bulurlar.

3. Suçlama:
Suçlama olayları olduğu gibi kabul etmemenin bir sonucudur. Yapılan suçlamalar her şeyin denetim altında tutulması gerektiği ve yapılan her şeyin mükem-mel olmasının zorunlu olması gerektiğini ortaya çıkarır. Bu durum ise kişide kaygı ve utanç duygularını yaratır.

4. Beş temel özgürlüğün inkârı:
Sağlıksız ailede kişilerin doğal olarak geliş-tirdikleri algılama, duygu, düşünce, davranış, arzu ve amaçları inkâr edilir. "İçinden geldiği gibi değil; mükemmeliyetçi kurala uyarak, başkalarının senden beklediği biçimde algıla, duygulan, düşün,davran, arzu et, ve amaç edin." Bu durum kişinin kendi gerçeğini inkâr etmesine neden olur. Böylece kişi tamamen dışa bağımlı, kendi iç dünyasıyla ilişkisi kopuk, robot gibi yaşar. Böyle bir kişinin mutlu olması da söz ko-nusu olmaz.

5. Konuşmanın yasak olması: Sağlıksız bir ailede özellikle çocukların duygu ve düşüncelerini ifade etmesine olanak verilmez. Bu durum çocuklarda değersizlik duygularına neden olur.

6. Küskünlük ve kırgınlıkların sürdürülmesi:
Aile içindeki kırgınlık ve küskünlüklerin sürdürülmesi, kişilerin birbirlerini anlamasını ve sorunun çözülmesini engeller.

7. Kimseye güvenmeme:
Sağlıksız bir ailede kimse kimseye güvenmez. Aslında güven var gibi görünse de temelde güvensizlik vardır. Sağlıksız ailede yetişen kişi kimseden saygı ve gerçek sevgi görmediği için kimsenin kendisine yardım edemeyeceğine inanır. Yardım etmek isteyenlerin "mutlaka art düşüncesi vardır, çıkarı vardır" diye düşünür. Sağlıksız ailede yetişen kişilerin kendilerine güveni olmaz. Bu kişiler genellikle dıştan denetimli bireyler olurlar.

9 Eylül 2009 Çarşamba

ÇOCUK EĞİTİMİNDE AİLENİN ÖNEMİ VE SORUMLULUKLARI

ÇOCUK EĞİTİMİNDE AİLENİN ÖNEMİ VE SORUMLULUKLARI

Çocuk eğitiminde ailenin önemi ve sorumlulukları son derece önemlidir. Gerek çocukluğun ilk yılları olan okul öncesi dönemde, gerekse okul yıllarında ailenin vermiş olduğu eğitim veya takındığı tavır çocuğun kişilik gelişimini önemli oranda etkilemektedir.

Bu konuda yapılan araştırmalar gösteriyor ki çocuğun kişilik gelişiminin % 65'i okul öncesi dönem dediğimiz 0-6 yaş döneminde oluşmaktadır. Bu dönemde çocukta oluşan olumlu veya olumsuz kişilik yapısı daha sonraki dönemlerde telafisi zor sonuçları doğurmaktadır. Yaşamın ilk yıllarını olumsuz koşullar içinde geçirmiş olan bireylerin bu olumsuzlukları yetişkin olduklarında da devam ettirdikleri gözlenmiştir. Birey yetişkin olsa da çocuklukta yaşamış olduğu ailenin ve almış olduğu aile eğitiminin etkilerini taşımaktadır.

Ailenin etkisi okul döneminde de devam etmektedir. Her ne kadar çocuk okula gitmiş olsa da zamanının büyük bölümünü ailenin içinde geçirmektedir. Ailedeki herhangi olumsuz bir durum çocuğun akademik başarısını da etkilemektedir.

Ailenin yaptığı hatalar

Duygusal durumlarda kaygılı olan anne babalar gerçeği doğru olarak algılamakta güçlük çekerler. Bu nedenle çok küçük şeyleri bile abartma eğilimindedirler. Endişe ve kaygıları o kadar abartılı olur ki çocuğun yaşamsal alanını kısıtlama durumu ortaya çıkar.

Çocuklarına yaşamış oldukları çevreden her an bir tehlike geleceğinin düşünürler ve çocuğun çevresiyle ilişki kurmasını engellerler. Çocukluk döneminde çevresiyle yeterince ilişki kurmamış bir çocuktan ileriki hayatında sosyal bir insan olmasını beklemek çok da doğru değildir.

Bazı anne babalar çocuklarıyla gerektiği gibi ilgilenmezler. Çocuğa karşı davranışlarında onu birey olarak görmeme eğilimi yüksektir. Aralarında geçimsizlik bulunan anne babalar çocukları için bu duruma katlandıklarını ifade ederler. Bu durumda çocuk kendisinin istenmediğini düşünür. Anne babalar çocuklarını ayrı bir kişi ayrı bir birey olarak görmezler. Kendileri nasıl davranıyorsa çocuktan da aynı davranışları beklerler. Bu durum çocuğun kişilik ve ruhsal gelişimini olumsuz etkiler.

Aile sıcaklığı önemli!
Bazı anne babalar aşırı hoş görülü olur. Çocuğun her dediğini yaparak onun mutlu olmasını sağlamaya çalışırlar. Har dediğini yaptırmaya alışmış çocuk aile dışına çıktığında çok ciddi disiplin problemleriyle karşılaşmaktadır. Bu da kişilik olarak çekingen, başkalarına bağımlı ve zayıf iradeli çocukların (yetişkinlerin) oluşmasına neden olur. Başka bir anne baba modelin de ise bunun tam tersi bir durum söz konusudur. Aile çocuğu tamamen ilgiden ve sevgiden yoksun bırakmıştır. Aile sıcaklığını yaşamamış bir çocuktan sağlıklı bir kişilik gelişimi beklenemez.

Hayatında istediği yerlere gelememiş anne babaların ideallerini çocuklarının üzerinde gerçekleştirmek istediklerini görüyoruz. Örneğin gençliğinde doktor olmak isteyip de olamayan anne veya baba bu isteğini çocukla gerçekleştirmek istiyor. Çocuğu tanımadan onun ilgi ve isteklerini görmezden gelerek sırf kendi isteğini gerçekleştirmek için çabalayan binlerce aile var ülkemizde.

Gideceği liseyi veya üniversiteyi ailesi istediği için tercih edipte yok olup giden binlerce genç var ülkemizde. Motivasyon olsun diye başka çocuklarla kıyaslanan bir çocuktan kendisi olmasını bekleyemezsiniz. Amcasının oğlu A üniversitesinin B bölümüne gitti diye o üniversiteye ve o bölüme gitmek için kendi hedef ve ideallerinden vazgeçen veya vazgeçirilen gençler mensubu bulunduğu ailenin ürünüdür.

Çocuğun elde etmiş olduğu başarıyı hemen sahiplenen, buna karşın başarısızlıkta kendisi dışında herkesi sorumlu (suçlu) tutan aileler yok mu çevremizde?

Neler yapmalı?
* Çocukların ayrı bir birey olduğunun farkına varılmalı. Onun ilgi ve isteklerinin olabileceği bilinmeli

* Çocuklar sevgiden ve ilgiden yoksun bırakılmamalı; fakat bu sevgi ve ilgi gereğinden fazla olmamalı

*Çocuklara sorumluluk verilmeli, onun kendini ifade etmesi ve gerçekleştirmesi teşvik edilmeli

* Çocukların çocukluklarını yaşamaları sağlanmalı, çocuk oyun oynamalı, bisiklete binmeli, toprakla oynamalı vb.

*Başkalarıyla kıyaslanmamalı. Çünkü insanların akademik ve sosyal becerileri akraba olsalar da birbirinden farklıdır.

* Ailenin önceliği çocuğunun sağlıklı bir kişilik yapısı oluşturmasını sağlamak olmalıdır. Kendi ayakları üzerinde durabilen, kendi kararlarını alabilen bir birey hayatında mutlu ve başarılı olacaktır.

* Sonuç olarak bu maddeleri uzatmak mümkündür. Elbette her anne ve baba çocuğunun iyi yetişmesini ister. Bunun için tutulan yolar farklı farklı olsa da amaç aynıdır. Çocuğun mutluluğu.

* Yapılan yanlışları görmemek mümkün değildir. Değişen çağla beraber anne baba olarak bizlerin de bu değişime ayak uydurması kaçınılmazdır.

* Çocuklarımızın iyi birer yetişkin olması bizlerin iyi birer anne ve baba olmasına bağlıdır.

KAYNAK:milli gazete