Dünya kupaları tarihi
1930'da Uruguay'da başlayan macera, bir topun etrafında devam ediyor. 4 iklim 7 deniz tek bir şey için buluşuyor. Yüzlerce anı, gol, unutulmaz sahne, sevinçler, üzüntüler ve savaşa bile neden olan maçlar... İşte, bir tutkunun hikâyesi...
Hangi maçta Meksika ile Salvador savaşa girdi; Mezza'nın şortunu tuta tuta attığı penaltı, Maradona'nın "Tanrı'nın eli" dediği gol, unutulmaz Portakallar, Pele'nin doğuşu, ilk televizyon yayını ve daha nice unutulmaz enstantane...
1930 Uruguay macera başlıyor
Yıllar geçtikçe dünyayı saracak bir kasırganın ilk tohumları. 1930 Uruguay'da ilk Dünya Kupası'na 30'ların ekonomik sıkıntıları arasında, 13 takım katıldı.
4 Avrupalı takım vardı ve binbir güçlükle Uruguay'a vardıklarında program bile belli değildi.
Seyirciler de şimdiki kadar futbol hastası ve kalabalık değildi. Romanya-Peru maçını sadece ve sadece 300 kişi izledi ki, bu hâlâ en az seyirci rekoru...
Final, 100 bin kişilik Centenario Stadyumunda oynandı. Evsahibi Uruguay ile Arjantin karşı karşıya geldi.
Elektrikli ve gergin geçen maçın ilk devresini Arjantin 2-1 önde kapattı ama kupa 4-2 ile Uruguay'ın oldu.
1934 İtalya kara bir gölge
FIFA, büyük baskılarla kupayı İtalya'ya vermeyi kabul etti ve bu da, Faşist Benito Mussolini için bulunmaz bir propoganda fırsatıydı.
Kara Gömlekliler Kupası'na 32 takım geldi. Uruguay, 1930'a Avrupalıların rağbet etmemesinin protesto için katılmadı. İngilizler, en başından beri futbolun mucidi olarak, kupayı boykot tavrını sürdürdü ve Adalardan hiçbir takım 2. Dünya Kupası'na da gelmedi.
İtalya dahil, öneleme oynandı ve kazanan 16 takım Dünya Kupası'na girdi.
Eleme usülü oynanan Kupa'da Arjantin ve Brezilya, 13 bin kilometrelik yolu sadece birer maç için geldiklerini bilmiyordu ve ilk turda elendiler. Çeyrek finale sadece Avrupalılar kaldı.
Kupanın flaş takımı Çeklerdi. Almanya'yı yarı finalde Nejedly'nin 3 golüyle 3-1 yendiler. Finalde Mussolini'nin kara gölgesi altındaki Gök Mavililerle Çekler karşılaştı.
Hakemlerin en baştan beri göz yumduğu İtalyanlar, Çekleri 2-1 yenip kupayı alırken; Mussolini de propogandasını en iyi biçimde yapmıştı.
1938 Fransa savaş rüzgârları altında
Dünya ve Avrupa savaşın rüzgârında, 2. Dünya Savaşı kapıda... İspanya'da içsavaş var... Almanya, Avusturya'yı işgal etmiş.
FIFA, Dünya Kupası'nın babası Jules Rimet'in hatırına Fransa'yı seçti.
Kupayı düzenlemek isteyen ama kabul edilmeyen Arjantin, Fransa'ya gelmedi. Uruguay, boykota devam etti. Brezilya ise, kupaya geldi.
15 takımın girdiği Kupa'ya ilk kez evsahibi ve önceki kupa sahibi direkt katıldı. Elemeler İtalya'daki gibi yapıldı.
Hollanda sömürgesi olan Batı Hint Adaları, ilk ve son kez Dünya Kupası'nda boy gösterdi. Arjantin ve Uruguay yoktu ama Küba vardı.
Mezza'nın şortu düştü düşecek
Kupanın unutulmaz sahnesiyse 16 Haziran'da oynanan İtalya-Brezilya yarı finalinde yaşandı. Marsilya'daki Vélodrome Stadyumunda İtalya 1-0 önde ve penaltı kazanmış.
Kıyafetler şimdiki gibi değil; adı Milano'daki ünlü stadyuma verilen Giuseppe Meazza, topun başında ama şortunun lastiği kopmuş. Üzerinde zor duruyor, düştü düşecek.
Sol eliyle şortunu tutan Mezza, topun başına geliyor ve sağıyla öyle bir çakıyorki, Brezilyalı kalecini yapacak hiçbir şeyi yok.
Finali yine Avrupa'lılar oynadı. İtalyanların rakibi bu kez Macarlardı... Finali 4-2 kazanan Mussolini'nin takımı, 4 yıl aradan sonra ikinci zaferini kazandı.
1950 Brezilya savaşın yaraları
Araya giren 12 yıl ve dünyayı kasıp kavuran savaş... FİFA'nın İtalyan Başkanı Dr. Ottorino Barassi, Dünya Kupası heykelciğini ayakkkabı kutusuna saklayıp, yatağının altına koyuyor ve onca zaman koruyor.
Kupa, yıkımdan uzakta Brezilya'da yapılıyor. Hindistan da oynamak istiyor ama FİFA, çıplak ayakla sahaya çıkartmadığı için Kupa'ya 13 takım katılıyor. Uruguay, 20 yıllık boykotun ardından tekrar sahnede... İngiltere, baştan beri süren boykotu bırakıyor.
Takımlar 4 gruba ayrıldı ama, 13 zor bir sayıydı. İlk grupta 4 takım vardı. Brezilya, Yugoslavya, İsviçre ve Meksika; ikinci grupta da 4 takım İspanya, İngiltere, Şili ve Amerika; üçüncü grupta İsveç, İtalya ve Paraguay... Geriye 2 takım kalmıştı, onlar da kendi aralarında oynadı. Uruguay ve Bolivya...
Grup birincileri yarı finalde lig üsulü karşılaştı. Brezilya İsveç'i 7-1 yendi; Uruguay, İspanya ile 2-2 berabere kaldı. Sonra Uruguay, İsveç'i 3-2 ve Brezilya da İspanya'yı 6-1 yendi.
Artık final zamanı gelmişti. Rio'da yapımına 2 Agustos 1948'de başlanıp, 24 Haziran 1950'de açılan 200 binden fazla kapasiteli Maracana Stadyumu tarihi bir final yaşadı.
Tribünlerde resmi kaynaklara göre 174 bin, bazı kaynaklara göre de 200 bin civarında taraftarın seyrettiği finalde favori Brezilya, umduğunu bulamayacaktır.
Maç 1-1 iken, bitime 11 dakika kala Ghiggia'nın vuruşu Sambacıların ağlarına gittiğinde, Maracana'daki Brezilyalıların üzerine ölüm sessizliği çökmüştü.
Uruguay, onca zaman gelmedikten sonra, "Julet Rimet"in adını taşıyan heykelciği kapıp gitmişti.
1954 İsviçre Ay Yıldız finallerde
Bizim için çok ayrı bir yeri var. Siyah Beyaz görüntülerde kalan Kupa, Türkiye'nin 2002'den önce katıldığı ilk ve tek Kupa'ydı.
Ay Yıldızlılar, biraz da şansla, zorlu bir elemenin ardından finallere gitti. İspanya ile oynanan 2 eleme maçından sonra, o zamanki kurallar gereği Roma'da bir maç daha yapıldı. Beraberlik olunca da iş kuraya kaldı. Bugün adı, Türk futbol tarihine geçen Franco adlı küçük İtalyan'ın çektiği kura İsviçre vizesini almamızı sağladı.
Dünya Kupası tarihinin en gollü Kupası, 1954 İsviçre'deki 26 maçta, ağlar 140 kez havalandı; maç başına 5.38 gol düştü. 16 takımın Uruguay, Brezilya, Meksika, Kore, Avusturya, Belçika, Çekoslavakya, İngiltere, Fransa, Macaristan, İtalya, İskoçya, İsviçre, Federal Almanya, Yugoslavya ve bizim katıldığımız finallerde ilk kez tv yayını da yapıldı.
Ay Yıldızlılar, 2. grupta Macaristan, Kore ve Federal Almanya ile birlikte yeraldı. o zamanki sistemde Macarlarla oynamadık.
17 Haziran'da Bern'deki maçta Almanlara 4-1 yenildik. 2. dakikada Suat Mamat'la öne geçtik ama sonra 14'de Hans Schaefer, 52'de Bernhard Klodt, 60'da Otmar Walter ve 84'de Max Morlock'un golleri geldi. Macarlar ise, Zürih'te Kore'yi 9-0 yendi.
20 Haziran'da biz, Cenevre'de Kore'yi 7-0 (10-30 Suat Mamat, 24 Lefter Küçükandonyadis, 37-64-70 Burhan Sargun, 76 Erol Keskin) yenerken; Macarlar, Basel'de Almanları bozguna uğratıp 8-3 mağlup etti. Gruptan çıkacak ikinci takım olmak için, Almanlarla bir kez daha karşılaştık ve Zurih'te 7-2 kaybettik. Gollerimizi Mustafa Erton ve Lefter attı.
1954 finali Kupa tarihinin unutulmazları arasındaydı. Grupta karşılaşan Macarlar ve Almanlar, Bern'in Wankdorf Stadyumunda kupa için bir kez daha sahaya çıktı.
Puskas'lı, Kocsis'li Macarlar favoriydi. 60 bin kişinin izlediği finalin ilk 8 dakikasında Macarlar 2-0 öne geçti. 6. dakikada Frenc Puskas, 8'de Zoltan Czibor, Alman ağlarını havalandırdığı zaman yine 8'lik bir maç bekleniyordu.
Kolay mı, tam 50 maçtır namağlup Macar takımını devirmek... Almanlar, mucizeyi gerçekleştirdi. 10. dakikada Max Marlock 2-1 yaptı. 18'de Helmut Rahn 2-2... 90 dakikanın bitimine 6 dakika kala Rahn, bir kez daha kaleci Grosics'i avladı ve Almanlar, kupayı aldı.
Gol kralı ise 11 golle Macar Sandor Kocsis oldu.
1958 İsveç Pele doğuyor ve televizyon yayında
Futbol tarihinde devrim yaşanıyor. Artık alıştığımız "naklen yayın" ilk kez İsveç'te başlıyor. Bütün maçlar televizyon ekranın da...
1958'in diğer önemli yanıysa, bir efsanenin doğuşuna şahitlik edilmesiydi. 17 yaşında, bir ilah Pele ilk kez dünyayı büyülüyordu. Vava'lı, Zagallo'lu, Garrincha'lı Brezilya Pele'yle kupa yolculuğuna başlıyordu.
16 takımın katıldığı finallerde dörderli gruplarda maçlar oynandı ve ilk 2 çeyrek finale çıktı. Sovyetler Birliği ilk kez finallerde boy gösterdi ama gruptan çıkamadı. Galler, Kuzey İrlanda, İskoçya ile İngiltere, tekmili birden Ada'yı temsil etti.
Brezilya, gruptan rahat çıktı. 2 galibiyet, 1 beraberlik aldı. avusturya'yı 3-0, Sovyetleri 2-0 yendi. İngilizlerle golsüz berabere kaldı. Son şampiyon Federal Almanya, 1 galibiyet 2 beraberlikle gruptan çıkabildi. Favorilerden Arjantin gruptan çıkamadı. Fransa, 1 mağlubiyetle yola devam etti.
Çeyrek finalde Brezilya, Galler'i güç bela 1-0 yendi. 66. dakikada Pele'nin attığı gole duacı oldular.
Yarı finalde, favorilerden Fransa ile karşılaştı Sambacılar. 24 Haziran'da Stockholm'de Fontaine'li Fransa karşısında gol şov yaptılar... Rasunda Stadyumunda 27 bin kişinin seyrettiği maçta, 2. dakikada Vava perdeyi açtı. 9'da Fontaine cevabı verdi. 39'da Didi sahneye çıktı ve devre 2-1 bitti. İkinci devre Pele'nindi... 17'lik bıyıkları terlememiş Pele, 52, 64 ve 75'de Fransa ağlarını havalandırdı. 5-1 olduktan sonra 83'de Piantoni, Fransızların 2. golünü attı.
Final, 29 Haziran'da Stockholm'ün Rasunda Stadyumu'nda oynandı. Brezilya'nın karşısında evsahibi İsveç vardı. İsveçliler, yarı finalde Almanya'yı 3-1 yendikleri ve taraftar da arkalarında olduğu için kendine güveniyordu.
51 bin kişinin izlediği finalde ilk gol evsahiplerinden geldi. Nils Liedholm, 3. dakikada kaleci Djalma Santos'u geçti. Brezilya'nın ilk yarıdaki cevabi gollerini Vava attı. Önce 9, sonra 32'de Karl Svensson'un koruduğu kaleyi sarstı.
İkinci devrede 55'de Pele, 68'de Zagallo skoru 4-1 yaptı. 80'de Agne Simonsson'la skor 4-2 oldu. 90'da Pele'nin golü son noktayı koydu.
Pele, attığı 6 golle parlarken Sambacılar, ilk Dünya Kupası'nı alıyordu. 13 gol atan Fransız Fontain, gol kralı oluyordu ki, bu da bir rekordur. Henüz kırılamadı.
1962 Şili futbol mu dövüş mü...
Dünya Kupası, hiç bu kadar hırçın olmamıştı. Brezilya, üstüste 2. kez kazandı ama bu kez, Pele'den yoksun kaldık. Meksika'yla oynadıkları ilk maçta sakatlanan Pele, kupaya veda etti.
2 Haziran'da Santiago'da oynanan Şili-İtalya maçı ise, Kupa tarihine altın değil ama kara harflerle geçti. National Stadyumunda 66 binden fazla kişinin seyrettiği şey, maçtan çok boks maçıydı... İki italyan sedyelik oldu ki, birinin burnu yediği müthiş dirsekten kırıldı. Sahaya polisler girdi, oyun durdu tekrar başladı, tekmeler havada uçuştu. Şili'nin 2-0 kazandığı 90 dakika da İngiliz hakem, 2 İtalyan Ferrini ve David'i kırmızı kartla dışarı attı!
Sonuçta İtalyanlar gruptan çıkamazken, Şili Federal Almanya'nın ardından çeyrek finale çıktı. Sovyetler'i de biraz karışık bir maçta geçen evsahibi, yarı finalde Brezilya'yı aşamadı. Yine de, Yugoslavları yenip üçüncü oldular.
Kupanın finali 17 Haziran'da Nacional Stadyumunda oynandı. Brezilya'nın rakibi Çeklerdi...
Çekler 15. dakikada Josef Masopust'la öne geçtiyse de, Pele'siz Brezilya'ya dayanamadı. 17'de Amarildo, 69'da Zito ve 78'de Vava ile Sambacılar, bir kez daha kupaya uzandı.
Santos, Zito, Garricha, Didi, Vava, Zagallo bugün hâlâ unutulmaz isimler olarak hafızamızda.
1966 İngiltere mucitin şaibeli kupası
İşte, en tartışmalı şampiyonluk... Futbolun anavatanında kupa evde kalıyor ama, hâlâ top çizgiyi geçti mi, geçmedi mi tartışılmaya devam ediyor. Tabii 1966'nın tek unutulmaz vakaası bu değil.
Dünya Kupası heykelciğinin ortadan kaybolup, sonra Londra'da bir parkta Pickles adlı bir köpek tarafından bulunuşunun üstündeki esrar perdesi yılardır duruyor.
Bir diğer olay da, Pele'nin 1962'deki gibi sakatlanıp kupaya veda etmesi ve Brezilya'nın da Eusebio'lu Portekiz ve Macarların arkasında kalıp grupta elenmesiydi.
Kore'nin çeyrek finalde 3-0 öne geçtikten sonra, Portekiz'e 5-3 mağlup olması ve Eusebio'nun takımı lehine verilen 2 penaltı da; tarihin sayfalarına düşülen notlardı.
30 Temmuz, yer Wembley... Futbolun mabedinde İngiltere ile Federal Almanya finalde; bir anlamda Beckenbauer ve Uwe Seeler ile Bobby Charlton ve Booby Moore düellosu... Fakat finale damgasını vuran başka iki isimdi. 3 gol birden atan Hurst ve o tartışmalı golü sayan İsviçreli hakem Gottfried Dienst...
Almanlar, 12. dakikada Helmut Haller ile öne geçti. Geoff Hurst 6 dakika sonra 1-1 yaptı ve devre de böyle bitti. 78'de Martin Peters, evsahibini öne geçirdi. İngilizler için kupa yaklaşmıştı ama bitime 1 dakika kala Wolfgang Weber, eşitliği sağladı.
Maç 2-2 bitti ve uzatmalara geçildi, zaten ne olduysa ondan sonra... 101'de Hurst'un o ünlü golü geldi.
Geoff Hurst'un vuruşu gol müydü, değil miydi? Top çizgiyi geçti mi, geçmedi mi?
Görünen o ki, futbol oynanmaya devam ettikçe, o siyah beyaz fulu görüntünde topun çizgiyi geçip geçmediği konuşulmaya devam edecek.
Almanlar uzun süre itiraz etti ama karar değişmedi. 120'in dakikada Hurst, hat-trick yaptı. Maç 4-2 bitti.
1970 Meksika Pele'nin son dansıDünya Kupası, dünyanın en yüksek alanlarından birinde verildi. Meksika, 1968 Olimpiyatından 2 yıl sonra, bu kez de futbolun kalbinin attığı yer oldu.
40 dereceye varan sıcaklık, yüksek irtifa, az oksijen, televizyon yayınları nedeniyle öğlen güneşi altında oynanan maçlar... 16 takım 4 grupta karşılaştı, sürekli değişen kurallara bir yenisi daha eklendi ve penaltı atışları yerine yazı tura atılsın dendi.
Meksika'nın en önemli yanı Pele'nin son kupası olmasıydı. Öte yandan bir başka efsanevi golcü Alman Gerd Müller, ilk kez gol kralı olacaktı.
Brezilya, İtalya, Almanya, Meksika, Uruguay ile uzun zaman sonra geri gelen Peru, kupanın en gözkamaştırıcı takımlarıydı.
Pele, Clodoaldo, Gerson, Rivelino, Tostao, Jairzinho ve Carlos Alberto'lu Brezilya, herkesi birer birer yere serdi. Çeyrek finalde Peru'yu 4-2; yarı finalde Uruguay'ı 3-1 yendiler ...
İtalya, yarı finalde Almanları devirirken, unutulmaz bir skor vardı. İtakyanlar 8. dakikada Roberto Boninsegna'yla öne geçti. Tam maç bitti derken 90'da Karl-Heinz Schnellinger'in golüyle 1-1 oldu ve uzatmalara gidildi. 94'de Gerd Müller 2-1 yaptı, 98'de Tarcisio Burgnich cevap verdi. 104'de Riva İtalyanları öne geçirdi. 110'da Gerd Müller bir kez daha beraberliği sağladı. 111'de unutulmaz Gianni Riviera finale İtalya gidecek dedi...
Kupaya bir kez daha Sambacılar damgasını vurdu; Mexico City'deki Aztek Stadyumundaki unutulmaz finalde Brezilya, İtalya'yı 4-1 yenerken, Julet Rimes heykelciğinin de sonsuza dek sahibi oluyordu.
Riva ve Riviera'nın İtalyası karşısında ağları havalandıran Jairzinho ise, her maçta gol atan ilk futbolcu ünvanını kazandı.
Perdeyi 18'de Pele açtı, Roberto Boninsegna ile İtalyanlar umutlandı, ilk devre 1-1 bitti. Sonra 66'da Gerson, 71'de Jairzinho, 86'de Carlos Alberto'nun golleri geldi.
Aztek Stadyumundaki 107 binden fazla seyirci, hem Brezilya'nın 3. şampiyonluğuna, hem de Pele'nin vedasına şahitlik etti.
1974 Almanya, unutulmaz Almanya-Hollanda finali ve TRT yayında!İşte, bir ilk, daha doğrusu bizim için... Evlerde televizyon seferberliği başlıyor, erkekler televizyonu olan arkadaşlarına misafirliğe gidiyor, o güne kadar üç beş görüntüden veya gazete küpürlerinden ibaret futbol efsaneleri salonlarımıza giriyor. Dünyada ise, renkli televizyon yayını ilk kez yapılıyor.
Brezilya'nın Julet Rimes heykelciğini almasından sonra yeni bir heykel havaya kaldırılmayı bekliyor. Kupa, "Sarı Fare" Cruyff ve Portakalların kupası ve Hollandalıların Ajax'la zirveye çıkarttıklrı "total futbol" kavramı... Diğer tarafta Almanlar, makine gibi işliyor.
1970'in gol kralı Gerd Müller, bu kez kral değil ama Juste Fontain'in rekorunu geçiyor. Müller, 14 golle Dünya Kupası tarihinin en golcüsü oluyor.
Almanya'da statü tekrar değişti. 16 takım 4 gruba ayrıldı ve ilk ikiler bu kez dörderli 2 gruba ayrıldı. Eleme olmadan lig usülü oynanan maçlarda gruptan çıkan liderler, finalde karşılaştı.
Almanya'nın 2 yüzü
Gruplardaki en unutulmaz karşılaşma, Demokratik Almanya ile Federal Almanya arasındaydı. Hamburg'un Volkspark Stadında 22 Haziran'da oynanan karşılaşmayı Doğu Almanlar, 77. dakikada Juergen Sparwasser'in golüyle kazandı. Batı grupta Doğu'nun altında kaldı.
Almanya ile Hollanda... 7 Temmuz, Münih Olimpiyat Stadyumu... Bir yanda makine gibi işleyen bir sistem... Diğer yanda, spektaküler bir futbol... İki unutulmaz takım...
Kurt Teknik Direktör Helmut Schön'ün Almanyası: Kalede Sepp Maier var, "Der Bomber" Gerd Müller, "Kaiser" Franz Beckenbauer, Vogts, Hoeness, Overath, Breitner, Rainer Bonhof, Hoelzenbein, Grabowski, Schwarzenbeck'li 11... Yedekler arasında Netzer ve Heynckes var.
Karşılarında Portakal renkli süeterleriyle efsanevi Rinus Michels'in Hollandası: Kalede Jongbloed var; Haan, Cruyff, Neeskens, Rep, Rensenbrink, Krol, Rijsbergen, Suurbier, Van Hanegem, Jansen'li 11... Yedekler arasında Rene ve Willy Van de Kerkhof kardeşler var...
Müthiş bir finaldi. Almanlar 2-1 kazandı. Hollanda daha 2. dakikada Johan Neeskens'in penaltısıyla öne geçti. Almanlar 25'te Breitner'in penaltısıyla beraberliği yakaladı. 43'de "Bombacı" Gerd Müller skoru 2-1 yaptı. İkinci devre Portakallar Almanları sıkıştırdı ama gol atamadı. Alman kalesinde kimilerine göre "ballı" Meier vardı ve öyle toplar çıkarttı ki...
75 bin kişinin seyrettiği, milyonların tv camına yapıştığı finalde Almanlar, 2. kez dünya şampiyonu oldu. Hollanda ise, "gönüllerin şampiyonu" olarak hâlâ hafızalardadır.
1978 Arjantin tango zamânı1930'dan beri Kupa'ya evsahipliği etmek için yanıp tutuşan Arjantin, en sonunda emeline ve kupasına kavuşuyor.
Aslında, herşey o kadar da sorunsuz olması. General Videla'nın diktatörlüğüne karşı insan hakları kuruluşları ve örgütler Arjantin'e gidilmemesi için bir hayli kampanya yürüttüyse de, bir boykot olmadı ve futbol aşkı ağır bastı.
Mavi Beyazlılar kurduğu Daniel Passarella, Osvaldo Ardiles ve Mario Kempes şeytan üçgeni, Hollanda'yı yuttu. Bu kez Cruyff'suz olan Portakallar, bir kez daha "gönüllerin şampiyonu"ydu.
Tabii İskoçları da unutmamak gerek, Kenny Daglish'li Souness'lı İskoçlar renk kattılar ama 1. turdan öteye gidemediler. Hollanda'yı 3-2 yenmelerine rağmen averajla elendiler.
16 takımın 4 gruba ayrıldığı Kupa'nın 1. turundan sonra ilk ikiler tekrar dörderli iki grupta lig usulü oynadı. Grup birincileri finale gitti. İkinciler, 3-4 maçına.
Kupa'nın sürprizi Platini'li Fransa'nın 1. turda kalmasıydı. Horozlar, hem İtalyanlara, hem de Arjantinlilere yenildi.
25 Haziran'da Buenos Aires'te River Plate Stadyumunda Arjantin ile Hollanda Kupa için karşılaştı. 71 binden fazla seyirci Gök Mavi-Beyaz'ın Portakalları yemesini seyretti...
Hollanda'da Cruyff yoktu; yine de Haan, Neeskens, Rep, Rensenbrink, Krol, Rene ve Willy Van de Kerkhof kardeşler sahadaydı...
Tabii Arjantin'in de tarihinin en iyi kadrolarından birine sahip olduğunu unutmamak gerek. Zor bir maç oldu.
Gol kralı Kempes, 38'de Tangocuları öne geçirdi. Maçın bitimine 8 dakika kala, tribünler saniyeleri sayarken Dick Nanninga'nın golüyle skor 1-1 oldu. Uzatmalara gidildi.
Evinde kupayı kaptırmak istemeyen Arjantin 105'te Kempes'le bir kez daha öne geçti. 116. dakikada Bertoni 3-1 yaptı...
1982 İspanya... Zoff, Rossi, Gök Maviİspanya, Boğaların evi ama İspanyollar, kendi evlerinde hiç de başarılı değil. İlk turdan zorla çıktılar ve 2. turda Federal Almanya ile İngiltere arasında ezildiler.
Gelenek olduğu üzere, Kupa formatı yine değişti. Takım saysı 24 ve 4 takımlı 6 gruptan çıkan ilk ikiler, üçerli dört grupta lig usulü oynadı. Liderler yarıfinal oynadı.
Honduras, El Salvador ve Kamerun kupaya renk katıyor. Boniek ve Lato'lu taş gibi Polonya, harikalar yaratıyor ve Fransa'yı da devirip 3. oluyor.
Son şampiyon Arjantin'e bir de Maradona eklenmiş, herkesin favorisi ama 2. turda stop ediyorlar. İtalya ve Brezilya ile aynı gruba düşüp en altta kalıyorlar. Hem de 2 maçta da yenilerek.
Zico, Socrates, Falcao, Eder'li son dönemlerin en iyi Brezilyası da, 2. turda kalıyor. İtalya, hem Sambacıları, hem de Tangocuları bitiriyor... Bir taşla 2 kuş vurup, final için önünü açıyor...
1. turdan güç bela çıkan Gök Mavililer, 2. turdaki katliamlarından sonra yarıfinalde de Polonya'yı devirdi. Bu kadarını kimse beklemiyordu ama İtalyanlar finale kadar gelmişti.
11 Temmuz, yer Madrid'in ünlü Santiago Bernabeu Stadyumu, tribünlerde 90 bin seyirci ve herkesin favorisi Federal Almanlar... Takımın başında bizim deçok iyi tanıdığımız Jupp Derwall var. Kalede Schumacher var, bir diğer tanıdık Hans-Peter Briegel, Breitner, Littbarski, Klaus Fischer, Karl Heinz Rummenigge, "İşte tehlike" Uli Stielike, Hansi Mueller (70'de girdi), Hrubesch (62'de girdi)...
Diğer yanda bir diğer ünlü Teknik Direktör Enzo Bearzot... Gök Mavilileri sessiz ve derinden getirmiş, 2. turda yıkıma başlamış. Kalede muhteşem 40'lık Dino Zoff var... Bergomi, Cabrini, "Kasap" Gentile, Tardelli, Conti ve Paooolloo Rosssi...
Gök Mavililer, Almanlara sahayı zindan ediyor. Savunmada sert ve geçilmezler, kalede Zoff dev gibi ve ilerde Brezilya'ya hat-trick yapan Polonya'ya 2 tane çakan Rossi var... İlk devre golsüz kapanıyor.
Rossi, Kupadaki 6. golünü 58'de atıyor ve Almanlar beraberliği yakalayacağız derken 69'da Tardelli, 81'de Altobelli 3-0 yaptı. Bitik Almanların tek golü Breitner'den geldi.
İtalyanlar, penaltı da kaçırdıkları finalde 3. kez şampiyon olarak ayrıldı ve Brezilya'dan sonra Kupa'yı alan 2. takım oldu.
1986 Meksika "Tanrı’nın eli" yüzyılın golünü de atıyor
Kupa bir kez daha Güney Amerika'da... Aslında yer Kolombiya olacaktı ama, ekonomik krize girince yer değişti ve Meksika bir kez daha evsahibi oldu. Fakat gelin görün ki, 13 sayısının uğursuzluğundan mıdır, nedir bilinmez... Kupa'ya 1 yıldan az bir zaman kala Meksika, tarihin en büyük depremlerinden biriyle sarsıldı.
Fatura korkunçtu... Neredeyse 30 bin kişi öldü... Yasta olan ülke, birkaç ay sonra, dünya futbolunu ağırladı. Kupa'nın oynayış biçimi burada da farklıydı. 24 takım 6 gruba ayrıldı. Sonuncular elendi, üçüncü olanlardan en iyi 4 tanesi de ilk ikiyle birlikte turu geçti.
16 takım eşleşti ve eleminasyon usulüyle finale varıldı... Belki Meksika hakkında çok şey anlatılabilir ama, en unutulmazı savaşın eşiğinde olan Arjantin ile İngiltere'nin oynadıkları çeyrek finaldi.
Diego Armando Maradona, tek başına İngiliz gemisini batırdı. Önce Shilton'ın üzerinden elle gönderdi topu ağlara. Sonra da "Yüzyılın golü"nü attı. Kendi sahasından altığı topla, öyle bir gitti ki, bütün İngilizleri ipe dizdi, ne fauller ne de çekmeler durduramadı ve bir kez daha topu ağlara gönderdi. Kimse ne olduğunu anlayamamıştı! Maçtan sonra "o el benim değil Tanrı'nın eliydi" diyordu. Ne o maç, ne o goller, ne de o sözler unutulabildi.
Finalde,4 yıl öncesine göre farklı bir Arjantin vardı. Almanlar bir kez daha finale gelmişti ama yine elleri boş kaldı. Tangocular, kazandı. Nefes kesici finallerden biri oldu. Azteca Stadyumunda yaklaşık 115 bin seyirci, 5 gol birden izledi.
Arjantin 23'de Brown ve 55'de Valdano ile 2-0 yaptı. Son 15'e girilirken Karl Heinz Rummenigge farkı bire indirdi. 80'de Voller beraberliği getirdi. Almanlar tam sevinirken, 3 dakika sonra Burruchaga, beter günündeki Schumacher'e bir gol daha attı ve Arjantin 3-2 kazanıp, bir kez daha şampiyon oldu.
Üstüste 2. kez finale gelen Almanlar, yine boş gözlerle kupa törenini seyretmek zorunda kaldı.
1990 İtalya mucizevi Schi ve Milla
Salvatore "Toto" Schillaci ve Roger Milla'nın kupası... İtalya'da nereden geldiği belli olmayan ve geldiği gibi kaybolan bir kahraman adını tarihe yazdırdı. İtalyanların bunca yıldızı varken, yedek Schillaci, attığı goller "Gök Mavililer"in son üçüncülüğüne imza attı. Dahası 6 golle gol kralı oldu. Juventus'ta bile yedek olan 25 yaşındaki Schi'nin adı sanı bir daha hiç duyulmadı.
Kamerun'un 38 yaşındaki, adı daha önce duyulmamış kaptanı Milla da bir başka kupa efsanesi oldu. Romanya'ya attığı golle, Kupa tarihinin en yaşlı golcüsü ünvanını kazandı ama, bu rekoru 4 yıl sonra 42 yaşındayken, yine kendisi kırdı. Kamerun, İngiltere'yi 3-2 yendiğinde, herkez "Aslan"ları konuşuyordu.
İtalya'daki 1990 Dünya Kupası, en kısır finallerdi. 52 maçta sadece 115 gol oldu. Maç başına ise 2.21 gol düştü. İtalya 1990'ının diğer bir özelliği ise, çeyrek finaldeki 1 maçla birlikte, yarıfinalde iki maçın da penaltılara kalmasıydı.
Arjantin ile İtalya; Almanya ile İngiltere 1-1 biten karşılaşmaların ardından, uzatmalarda da gol atamamış ve iş penaltılara kalmıştı. Arjantin ve Almanya finalde buluşmuştu. Teknik Direktörlüğünü "Kaiser" Beckenbauer'un Teknik Direktörlüğünü yaptığı Federal Almanya, kupayı almıştı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder