3 Ekim 2010 Pazar

TIP TEKNOLOJİSİ

TIP TEKNOLOJİSİ


Diğer alanlarda olduğu gibi tıp alanında da, teknolojik ilerlemeler akıl almaz bir şekilde gelişme göstermektedir. Gerçekten çok önemli bazı gelişmeleri, şu başlıklar altında ele alabiliriz.
Tıpta modern görüntüleme yöntemleri 1895 yılında Alman fizikçi Wilhelm Konrad Röntgen, X ışınlarını, vücudun dıştan görülemeyen kısımlarını gösterebilmek üzere kullandığında, tıpta büyük bir çığır açmıştı. Bu buluştan sonraki aylar içinde doktorlar X ışınlarını kemik kırıklarının teşhisinde kullanmaya başladılar.
Bilgisayarlı tomografi
1895′ten beri X ışınlarıyla çekilen filmlerde daha keskin ve bilgi verici görüntülerin elde edilebilmesi için çeşitli teknikler geliştirildi. On beş yıl kadar önce doktorlar, vücudun net kesitsel görüntülerini oluşturmak üzere bir bilgisayarın da kullanıldığı yeni bir X ışınları makinesiyle daha fazla ayrıntı görme imkanına kavuştular. Bilgisayarlı Tomografi Tarayıcısı olarak bilinen bu alet, tıbbın, vücut dokularının görüntülenmesiyle ilgili dalı olan radyolojide yeni bir dönem başlatmış oldu.

İlk defa 1972′de İngiltere’de geliştirilen bilgisayarlı tomografi tarayıcıları, artık dünyanın hemen her yerindeki büyük hastanelerde ve tıp merkezlerinde radyoloji ünitelerinde hassas görüntülerin elde edilmesinde kullanılmaktadır.Fakat bilgisayarlı tomografi makineleri, bir X ışını tüpünü hastanın etrafında çevirerek,vücudun bir dilimini pek çok açıdan görmektedir. Karşı tarafta yer alan hassas detektörler,tarayıcının gördüklerini kaydetmekte ve bir bilgisayar çok sayıdaki görüntüyü tek bir video görüntüsü oluşturmak üzere değerlendirmektedir.
Manyetik rezonans tekniği
Yine 1970′lerde geliştirilen “Manyetik Rezonans Görüntüleme” yöntemi ise, klasik röntgen filmleri bir yana, bilgisayarlı tomografi tekniğinden de üstün niteliklere sahiptir. Manyetik Rezonans (MR) tekniğinin geliştirilmesinde rol alan Nottingham Üniversitesi radyologlarından Profesör Brian Worthington, MR’nin geliştirilmesinin, yüz yıl kadar önce Xışınlan makinesinin geliştirilmiş olması kadar önemli olduğunu söylemektedir.

Manyetik rezonans, bazı atom çekirdeklerinde oluşan bir fizik olayıdır. MR, hastaya en ufak bir zarar vermeyen, son derece netleştirilmiş bir röntgen olarak düşünülebilir. Teşhiste ve özellikle sinir hastalıkları (nöroloji) teşhislerinde çok değerli hir yöntemdir.
MR’yi (Resim33) cazip kılan özelliklerin belli başlılarından biri. X ışınları kullanılmadığından, hastaların radyasyona maruz kalmamasıdır. Önemli dozlarda X ışınları radyasyonu, hücrelere zarar verebilir ve kanser oluşumunda bir faktör olabilir; çocuklarda ve hamile kadınlardaki hı/la bölünen hücreler için özellikle tehlike yaratabilir. Buna karşın MR zararsız görünmektedir.ülkemiz de dahil olmak üzere birçok ülke başlanmıştır.
Sonografi
Tıptaki modern görüntüleme yöntemlerinin en basit ve ucuzlarından biri, İkinci Dünya Savaş’ında geliştirilen sonarın bir uzantısı olan ultrasound’u kullanan sonograffdir. Sonografıyle ilk kaliteli tıbbi görüntüler ABD’de 1950′lerin başlarında elde edildi. Bugün bilgisayarlı gösterim teknikleri sonografık görüntülerin niteliklerini yükseltmektedir.

Bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans gibi sonografi de ağrısız biı yöntemdir.
Dijital subtraksiyon anjiyografisi.Dijital Subtraksiyon (çıkarma) anjiyografisi (DSA) de, modern tıbbi görüntüleme yöntemlerinden biridir. DSA, X ışınlarına opak olan iyodu içeren biı kontrast maddenin (bazı organ ve dokuları, X ışınlarını geçirmez hale getirmek için kullanılan ilaç) damarlara enjeksiyonuna dayanır. Bu opaklığın gölgesi, doktorların kan akışını görmesine imkan verir.DSA, genellikle kalbin kanlanmasına bakmak için kullanılan bir yöntemdir.Kanı bütün vücuda pompalayan kalp kasının, koroner damarlar vasıtasıyla kanlanması, kalbin normal işlevini görmesi bakımından çok önemlidir.

DSA’mn uygulanmasını şu şekilde formüle edebiliriz:
Kontrast maddenin enjeksiyonundan cince bir Xışını görüntüsü elde edilir ve bilgisayarda depolanır. Daha sonra biıkateter (damar içine sokulan çok ince boru) aracılığıyla kontrast madde koroner damarlara enjekte edilir ve bu sırada kontrast maddenin kalp damarlarından geçişini gösteren ikinci bir X ışıru görüntüsü elde edilir. Bilgisayar, ilk görüntüyü ikinciden çıkarır ve geriye kontrast maddeyi içeren koroner damarların görüntüsü kalır. Bu görüntü sayesinde, yukarıdaki şekilde oklarla gösterildiği gibi, damarlarda bir tıkanıklık varsa ortaya çıkarılabilir.DSA, kısaca anlattığımız şekilde teşhiste yardımcı olduğu gibi, tedavi sırasında da rol alabilmektedir.
Tıpta devrim yaratacak bir buluş: Damar açan mini makinelerABD’den gelen şaşırtıcı yeni bir buluş, tıpta devrim yaratacak. Mini makineler, hekimin vücudu açmasına gerek kalmadan, damar ve organlarda istenen ameliyatı gerçekleştirebilecektir (Resim34).
Bilim kurgu hikayesi gibi görünen bu olay, önümüzdeki birkaç yılda gerçek olacaktır. Bunu sağlayan bilim ise, nükro mekaniktir.

Mikromekanik, mikroçipin (haberleşme teknolojisinin en önemli mikroelektronik ürünlerinden biri) bulunuşundan sonraki ikinci teknik devrim olarak adlandırılıyor.Bu yeni buluş, önelikle enfarktüs geçirenlerin imdadına yetişecektir. Frezelerle (delici ve parçalayıcı çelik alet) donatılmış mini makineler, hastanın hayatını tehdit eden kan pıhtısını parçalayacaktır.
Uzaktan kumanda sistemiyle yönetilen bu frezeler, çalışacakları yeri tamı tamına bulmakta ve kan dolaşımını yeniden açmaktadır. Bu rezeler  için gerekli olan enerjinin, şimdilik henüz mümkün olmamakla birlikte, gelecekte elektrostatikle sağlanması planlanmaktadır. 
Optik fiberin tıpta kullanılması
Haberleşme teknolojisinde yeni çığırlar açan optik fiberler, tıpta da görüntüleme, teşhis ve tedavi alanlarında büyük gelişmeleri beraberinde getirmiştir.Bu çok ince ve esnek lifler, insan vücudunun canlı dokularına eşsiz biı pencere açmaktadır. Vücudun doğal açıklıklarından ya da açılan küçük bir sondadan içeriye salınan optik fiberler, vücut içindeki tabii yolları izleyerek, akciğer bronşlarına, kalbin odacıklanna ve bağırsakların en ince kıvrımlarına kadaı ulaşabilmekte ve hekimlere, buraları rahatça izleme imkanı tanımaktadır.

Yine bu yöntemle, doktorlar hastayla ilgili kimyasal tahlilleri, laboratuvarlara gerek duymadan, hasta başında, ameliyathanede ya da muayene masasında yapabilmektedirler. Diğer taraftan cerrahlar, optik fiberlerden iletilen çok ince lazer ışınlarıyla, vücut içinde bazı ameliyatları, kesip biçmeden ve iz bırakmadan gerçekleştirebilmektedirler.
Optik fiberin uygulanması anestezi gerektirmemekte ve hekimler tarafından muayenehanelerinde güvenle ve rahatlıkla uygulanabilmektedir. Bu durumda, tıbbi tedavinin parasal maliyetinin de oldukça azalması beklenebilir. Öte yandan, büyük ameliyatlara dayanamayacak derecede yaşlı, zayıf ve küçük olan hastalar için, bu optik ameliyatlar çok daha önem arz etmektedir.
Optik fiberle kanser teşhis ve tedavisi
Optik fiberlerin çok çarpıcı bir başka kullanımı ise, bazı küçük zararlı tümörlerin belirlenip yok edilmesidir. Bu amaçla, floresan endoskopi metodu, halen başarıyla uygulanmaktadır.Bu yöntemde, hastaya, ultraviyole ışık altında kırmızı renk veren özel bir boya bir müddet emekte edilir. Kanserli doku. bu boyayı sağlam dokulardan daha çok emmektedir.

Ardından, şüpheli bölge, kripton lazeri gibi uygun bir ultraviyole ışık vasıtasıyla aydınlatılmakta, zararlı tümörler, bu işlem sırasında kırmızı renkte görülmektedirler.Böyle bir dokuya ultraviyole yerine yoğun kırmızı ışık verildiğinde ise. sonuç çok daha değişik olmaktadır. Verilen boya, kırmızı ışığı çok aşırı bir şekilde emmekte ve bu da bir dizi fotokimyasal reaksiyona neden olmaktadır. Sonuçta ise. bu maddeyi fazlaca içeren kanserli doku, optik fiberlerle iletilen altın buharı lazer gibi yoğun bir kırmızı ışıkla, tek tek yok edilmektedir.
Çok gelişmiş bir televizyonun netliği, tıbbi bir laboratuvarın hassasiyeti ve bir cerrahın kabiliyeti, küçücük damarlara girebilen incecik bir aletin içine sığdırılmış bulunuyor; işte, optik fiberlerin tıptaki başarısı.
Yukarıda anlatılanların dışında, tıp alanında meydana gelen ve üzerinde çalışılmakta olan birçok gelişme daha vardır. Özellikle gen tedavisinde yapılan çalışmalar, yeni umutlar doğurmuştur. Gen tedavisindeki başarıyla, kanser ve kalıtsal hastalıkların tedavisinde de iyi sonuçlar alınabilecektir.

Hiç yorum yok: