6 Ocak 2009 Salı

AŞURE GÜNÜ (ARALIK 2010 CUMARTESİ: 10 Muharrem Aşure Günü)

Asure Gunu (ARALIK 2010 : 10 Muharrem Aşure Günü)


Âsura Gunu Hicrî Senenin ilk ayi olan Muharrem ayinin 10. gunudur. () ARALIK 2010 : 10 Muharrem Aşure Günü

Âsura Gununun Allah katinda ayri bir yeri vardir. Bugunde Cenâb-i Hak on peygamberine on cesit ikramda bulunmus ve kudsiyetini arttirmistir.

1. Allah, Hz. Musa'ya (a.s.) Âsura Gununde bir mucize ihsan etmis, denizi yararak
Firavun ile ordusunu sulara gommustur.
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Daginin uzerine Âsura Gununde demirlemistir.
3. Hz. Yunus (a.s.) baligin karnindan Âsura Gunu kurtulmustur.
4. Hz. Âdem'in (a.s.) tevbesi Âsura Gunu kabul edilmistir.
5. Hz. Yusuf kardeslerinin atmis oldugu kuyudan Âsura Gunu cikarilmistir.
6. Hz. Isa (a-s.) o gun dunyaya gelmis ve o gun semâya yukseltilmistir.
7. Hz. Davud'un (a.s.) tevbesi o gun kabul edilmistir.
8. Hz. Ibrahim'in (a.s.) oglu Hz. Ismail o gun dogmustur.
9. Hz. Yakub'un (a.s.), oglu Hz.Yusuf'un hasretinden dolayi kapanan gozleri o gun
gormeye baslamistir.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastaligindan o gun sifaya kavusmustur.(2)

Âsura Gununde ilk akla gelen ibadet ise, oruc tutmaktir. Muharrem ayi ve Âsura Gunu, Ehl-i Kitap olan Hiristiyan ve Yahudiler tarafindan da mukaddes sayilirdi. Nitekim, Peygamberimiz Aleyhissalâtu Vesselam Medine'ye hicret buyurduktan sonra orada yasayan Yahudilerin oruclu olduklarini ogrendi. "Bu ne orucudur?" diye sordu.

Yahudiler, "Bugun Allah'in Musa'yi dusmanlarindan kurtardigi Firavun'u bogdurdugu gundur. Hz. Musa (a.s.) sukur olarak bugun oruc tutmustur" dediler.
Bunun uzerine Resulullah Aleyhissalâtu Vesselam da, "Biz, Musa'nin sunnetini ihyaya sizden daha cok yakin ve hak sahibiyiz" buyurdu ve o gun oruc tuttu, tutulmasini da emretti.(3)

Âsura orucunun fazileti hakkinda da su mealde hadisler zikredilmektedir.
Bir zat Peygamberimize geldi ve sordu:
"Ramazan'dan sonra ne zaman oruc tutmami tavsiye edersiniz?"

Peygamberimiz Aleyhissalâtu Vesselam, "Muharrem ayinda oruc tut. Cunku o, Allah'in ayidir. Onda oyle bir gun vardir ki, Allah o gunde bir kavmin tevbesini kabul etmis ve o gunde baska bir kavmi de affedebilir" buyurdu.(5)

Yine Tirmizi’de de gecen bir hadiste Peygamberimiz soyle buyurmuslardir:

"Âsura Gununde tutulan orucun Allah katinda, o gunden once bir senenin gunahlarina keffaret olacagini kuvvetle umit ediyorum." (6)

"Ramazan ayindan sonra en faziletli oruc, Allah'in ayi olan Muharrem ayinda tutulan oructur”(7) hadis-i serifi ise, bu gunlerde tutulan orucun faziletini ifade etmektedir.
Bu hadisin acilamasinda Imam-i Gazali, "Muharrem ayi Hicrî senenin baslangicidir. Boyle bir yili oruc gibi hayirli bir temele dayamak daha guzel olur. Bereketinin devami da daha fazla umit edilir" demektedir.

Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Âsura Gunune denk getirmemek icin, Muharrem'in dokuzuncu, onuncu ve on birinci gunlerinde oruc tutulmasi tavsiye edilmistir.

Ve yine Abdullah b. Abbas (Radiyallahu Anh)'dan rivayete gore ;
Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Asure gunu oruc tutunuz ve o hususta Yahudilere muhalefet ediniz. (Binaenaleyh) asura'dan bir gun once veya bir gun sonra da oruc tutun" buyurmuslardir. (Ahmet bin Hanbel 1 / 241;Beyhaki Suabule Iman 3 / 365)
Bîr hadiste soyle buyurular:

"Her kim Asura Gununde ailesine ve ev halkina ikramda bulunursa, Cenab-i Hak da senenin tamaminda onun rizkina bereket ve genislik ihsan eder." (9)

Bu aile mefhumunun icine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komsular da girmektedir. Fakat, bunun Icin fazla kulfete girmeye, aile butcesini zorlamaya luzum yoktur. Herkes imkâni olcusunde ikram eder.

-Kim Asura gunu on muslumana selam verirse butun muminlere selam vermis gibi sevap alir.
-Kim bu gun bir yetimin basini oksarsa, Allah (Celle Celaluhu) onun her kilina karsilik cennete bir derecesini yukseltir.
-Kim Asure gunu zerre kadar bir sey sadaka verse Allah(Celle Celaluhu) O’na Uhud dagi kadar sevap verir. O sevap kiyamet gununde mizaninda yer alir.
O gun yoldan eziyet verecek seyler kaldirilir. Dargin muslumanlarin arasi bulunur.
Hastalar ziyaret edilir.

Boyle gunleri gaflet icinde gecirmekten Rabbim cumlemizi Muhafaza buyursun, Amin!
ALINTI


HAYATA BAKIŞ AÇISI

Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış…Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.. “Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan dostunu satar mı” dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki,at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: “Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi.Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın.Şimdi ne paran var, ne de atın” demişler…İhtiyar: “Karar vermek için acele etmeyin” demiş.”Sadece at kayıp” deyin, “Çünkü gerçek bu.Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar.Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç.Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.” Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.Aradan 15 gün geçmeden at, bir gece ansızın dönmüş…Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine.Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.Bunu gören köylüler toplanıp ithiyardan özür dilemişler.”Babalık” demişler, “Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var..” “Karar vermek için gene acele ediyorsunuz” demiş ihtiyar. “Sadece atın geri döndüğünü söyleyin.Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?” Köylüler bu defa açıkça ihtiyarla dalga geçmemişler ama içlerinden “Bu herif sahiden gerzek” diye geçirmişler…Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeyeçalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara.”Bir kez daha haklı çıktın” demişler. “Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok.Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın” demişler. İhtiyar “Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz” diye cevap vermiş.”O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı.Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez.” Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş. Köylüler, gene ihtiyara gelmişler… “Gene haklı olduğun kanıtlandı” demişler. “Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer…” “Siz erken karar vermeye devam edin” demiş, ihtiyar. “Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde… Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şnssızlık olduğunu sadece Allah biliyor.” Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış: “Acele karar vermeyin.Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar; aklın durması halidir.Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur.Buna rağmen akıl,insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar.Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar.Bir kapı kapanırken, başkası açılır.Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.”
ALINTI


HZ HÜSEYNİN ŞEHADETİ

Sen yoktun ya Resululah, sen yoktun,
Bu zalimler için bir fırsattı
Ne insafları,ne de merhametleri vardı.

İndiriliyordu peş peşe kılıçlar
İnliyordu gökyüzü,
Sallandıkça sallanıyordu küfe
Katlediyorlardı peygamber torunlarını...
Kıpkırmızı renge boyanmıştı Küfe'nin toprakları,
Şahitti o zulme Allah,
Şahitti arz,şahitti sema
Vallahi bu dehşet ile sallanıyordu Kerbela
Kurak çöller çamur olmuştu,akan kanlarla...

Peygamber torunları oruçlu oruçlu sehid edildiler.Sanki gülüyordu yüzleri,duaya açılmış gibi açılmıştı semaya o kan süzülen elleri...Erkeklerden ayakta bir Hz. Hüseyin (ra) kalmıştı.Çünkü kimse Hz. Hüseyin'in üzerine gelemiyordu.O kimin üstüne gitse onlar irkiliyor, geriye çekiliyordu.Hz. Hüseyin haykırıyordu; "Yokmu karşıma çıkıcakbir er.Yokmu benimle dövüşecek bir cengaver" diyordu.Hz. Hüseyinin aklına birden Ümmü Seleme (ra)'ın söyledikleri geldi:
Hz. Hüseyin o zamanlar küçüktü beş yaşındaydı. Peygamber Efendimiz(sav) zevcesi Ümmü Selemenin evindeydi, ve ona"bulunduğum yere kimseyi alma Hz. Cebrail ile görüşüyorum"dedi.Ama Hz. Hüseyin birden bire içeriye daldı ve dedesine doğru koştu.Dedesi yernden kalkarak, Hz. Hüseyini kucağına aldı.Başını okşayıp öpüp kokluyordu.Hz Cebrail dede ile orunun muhabbetine bakıyordu.Ve dedi ki;
-Çok mu seviyorsun Ya Rasulullah?
-Evet çok seviyorum , bu benim torunumdur.
Hz. Cebrail;
-Çok yazık, dedi
-Neden? dedi Rasullullah.
Hz. Cebrail:
-Çünkü senin ümmetinden olanlar, bunu şehit edecek, diyordu.Rasulullah çok üzülmüş ve şaşırmıştı.
-Benim ümmetimden olanlar nasıl torunumu şehid edecekler, nasıl olur böyle bir şey,dedi.
Hz. Cebrail:
-Evet Ya Rasullullah.Senden sonra... Onu şehid edecekler.Buna Peygamberimiz çok üzülmüştü ve Hz. Hüseyini yavaşça yere bırakıverdi.
Hz. Cebrail:
-İstermisin Ya Rasulullah sana onun şehit düşüp kanının akacağı topraktan bir avuç vereyim.
Rasullullah(sav):
-Evet isterim, dedi.
Hz. Cebrail Rasulullahın avucuna toprağı koyu verdi.Ve Ümmü Selemeye giderek "biraz önce Cebrail bana senin ümmetinden Hüseyini şehid edecekler dedi bu toprakta şehid edileceği yerin toprağıdır al bunu sakla. bu toprak kana dönüştüğü an anla ki Hüseyinimi şehid etmişler".
Ümmü Seleme bunu Hz. Hüseyine anlatmıştı.İşte Hz. Hüseyinin aklına bunlar geldi ve dedi ki:
"fahrı kainat 'a anlatılan şehadet bugün gerçekleşecek görünüyor".
hz. hüseyin heybetle zakim güruhun üzerine gidiyordu.
"hani yokmu benim karşıma çıkacak" Sinan adında bir zalim, hz. Hüseyine arkadan sinsice yanaşarak,bütün hışmıyla elindeki mızrağı sırtına sapladı. hz.Hüseyin sendeleye sendeleye birkaç adımden sonra yere yığıldı. o zalim ikinci kez yanaşarak, dizleri üzerine çökmüş olan Hz. Hüseyinin arkadan saçlarını tuttu ve kılıcı (kırılasıca) elleriyle hz.Hüseyinin boynuna hışımla vurdu. mübarek başını gövdesinden ayırmıştı...
O sıra da Ümmü Seleme Kendi evinde uykuya daldığı bir vakit rüya gördü. Rüyasında Peygamber efendimizin saçı sakalı kan içindeydi.Ümmü seleme sordu:
-Nedir bu hal Ya Rasulullah?
"Benim ümmetimHüseyini şehid ettiler.
"Ümmü seleme uyandı . "eyvah hüseyineme eyvah" deyip feryad ediyordu. ve aklına hemen o toprak geldi. koyduğu yerden çıkardı. mendile sarılı topraktan kan damlıyordu...
bir Zeynep vardı. Hz.Hüseyinin kız kardeşi, öyle cesurdu ki yüz erkeğe bedel. birden fırlayarak Hz.Hüseyinin kesik başının üstüne koştu. kanlar içinde olan kardeşinin yüzüne bakıyordu... hz.Hüseyinin gözleri açıktı,hiç ölmemiş gibi bakıyordu. . bir feryat koptu hz. zeynepin yüreğinde... yankılanıyordu Yezidin sarayı:
" unutmayın diyordu zeynep. yarın hesap vereceksiniz. Allah sormayacak mı,dedem Rasulullah sormayacak mı size.neden budadınız çiçeklerimi dediğinde ne cevap vereceksiniz diyordu...
hz.Hüseyinin vücudunda 33 kılıç 33 mızrap darbesi vardı Vefat ederken 57 yaşındaydı.
Selam olsun Hz. Hüseyine selam olsun onun ehlibeytine selam olsun o güzel seyyidler, peygamber torunlarına .....

alıntı
__________________
RASULÜN
CANI YANMIŞ...BENİM CANIM MI TATLI...


Bitmeyen çiledir sonunda ayrılık olsada kavuşmak...Fakat en kötüsü YaRaB yanındayken uzak olmak....

5 yorum:

korhan dedi ki...

ne güüzel gündür aşure günü.
bu güzelliği daha iyi görebilmek için oruçla cilalanmışsa kalpler
daha da güzeldir.

yazın da bloğunda güzelleşmiş bu vesileyle.
tebrikler.

muharrem(murat) dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
muharrem(murat) dedi ki...

korhan bey teşekkür eder yeni yorumlarınızı bekleriz aşure günümüz kutlu olsun

Halim KILIC dedi ki...

Aşure gününüz mğbarek olsun hocam. Eskiden daha bir tatlıydı o günler. Ama sizin gibi yüreği güzel insanlar sayesinde yine aynı tadı korumaya devam edeceğine inanıyorum. Saygılar.

Adsız dedi ki...

aslı
merhaba arkadaşlar
öncelikle Allah bu mübarek günde hepimizin dularını kabul eylesin inşallah.
bir sorum olacak bu günmü bağlarbaşındaki şii mezarlığına gidiliyordu bilgisi olan varmı